23 Haziran 2007 Cumartesi

Jinekoloji : Kolposkopi

Kolposkopi

KolposkopiKolposkop 1924 yilinda bulunmus; kadin dis cinsel (genital) organlarinin kanser ve kanser öncüsü hastaliklarinin tanisinda bugün tüm dünyada "altin standart" olarak kabul edilen bir cihazdir. Kolposkop ile yapilan isleme" kolposkopi "denir. Kolposkop,esas olarak derinlik algilayabilen (stereoskopik) bir mikroskop olup,4 ila 60 kez büyütme yaparak dis genital organlarin örtücü zarlarinin (epitel) kanser ve daha da önemlisi ileride kansere dönüsebilecek hastaliklarini tanimada yardimci olmaktadir".Kolposkopi yapacak doktor bu konuda mutlaka özel olarak egitim görmüs olmalidir.Kanser öncüsü hastaliklar "bir kismi ortalama 10-15 yil sonra kansere dönüsürler.Genital kanserli kadinlarin yan etileri çok ,zor ve pahali tedavilerle ancak bir kismi kurtarilabilmektedir.Kolposkopi ile tani konan "kanser öncüsü hastaliklar"ayaktan tedavi yöntemleri ile %100'e yakin oranda yok edilebilen hastaliklardir.Bu asamada tani konan "kanser öncüsü hastaliklar" genellikle lokal anestezi altinda küçük cerrahi girisimlerle, organ kaybina neden olmadan tedavi edilirler.Böylece dogurganlik korunabilir ve yapilan arastirmalar bu asamadaki tedavileri takiben gebelik oranlarinin ve gebeliklerin seyrinin normal sinirlarda oldugunu göstermektedir


Muayeneden görüntüKolposkopik islem jinekolojik muayeneye eklenecek 2-3 dakika içerisinde yapilabilir. Hasta jinekolojik muayene masasinda ,ayni pozisyonda yatarken ayakli bir mikroskop olan kolposkop ile doktor disaridan rahim agzina kadar tüm vaginayi serum fizyolojik (tuzlu su) ve/veya %3'lük asetik asit (sirke asiti) sürerek muayene eder. Bu islemden sonra gerekirse epitel (örtücü zarlar) lugol denilen bir iyot boyasi ile boyanabilir.

Muayene sonunda anormal olan dokulardan özel aletlerle,bir kaç milimetre büyüklükte parça veya parçalar alinarak patoloji laboratuarina gönderilir.Patoloji laboratuarinda doku ayrintili olarak incelenerek kesin tani konur.Daha sonra tedavisi gereken bir kanser öncüsü hastalik varsa bunun tedavisinde de hastaligin tamaminin çikarilarak tekrarlamamasi veya gereksiz olarak fazla doku çikarilmamasi için yine kolposkopi yapilir.

Bu islemlerin hemen tamami (parça koparilma islemi dahil) agrisiz olup hastaya rahatsizlik vermezler.Çok küçük bir hasta grubunda zaten jinekolojik muyeneden korkmalari nedeniyle , lokal anestezi altinda parça alinabilir.

Kolposkopi tarama yöntemi olmadigindan ,bir tarama yöntemi olan rahim agzi ve vajinal sürüntünün (cervicovaginal smear) alternatifi degildir.Hatta bu iki yöntem ayri düsünülemez,birbirlerini tamamlarlar.Bu yüzden kolposkopik islemden hemen önce sürüntü de alinir.Bu yüzden kolposkopik muyeneye girilmis olmasi rahim agzi sürüntüsü takibini aksatmamalidir.Rahim agzi sürüntülerinde anormal bulgulari olan bir kadinin bas vuracagi ilk yer bir kolposkopi ünitesi olmalidir.


** Muayeneden görüntü resmi Albert Singer & John M Monaghan'ın " Lower Genital Tract Precancer" adlı kaynağından alınmıştır

Jinekoloji : Adet kanamaları "kirli" kan mıdır?

Adet kanamaları " kirli" kan mıdır?
Adet kanamaları "kirli" kan mıdır?
Adeti sorun etmeli miyim?
ADET (MENSTRUEL) HiJYENi


Adet kanaması ortalama 13 yaşından menapoza kadar her kadının yaşadığı doğal bir olaydır.Gebe kalamayan kadın rahminin içindeki doku(endometrium) her ay dökülerek yenilenir.Bu dökülme sırasında açılan damarlardan kan, ölü hücreler ve endometriumdan salınan bazı maddeler kanla birlikte, pıhtısız koyu renk ve kıvamda bir karışım olarak vajinadan dışarı atılır. Bu görünümden ve özel kokusundan dolayı halk arasında yaygın olarak "pis" veya "kirli" kan olarak adlandırılsa da bu doğru olmayıp, adet kanı mikropsuz ve özel bir kandır. Genel olarak 3-5 gün sürerse de 1 ila 8 gün sürmesi normal olarak kabul edilir.Ortalama miktarı 30 ml (yarım çay bardağı ) kadar olmakla beraber damlama tarzında kanamadan 80 ml'ye (bir çay bardağından biraz fazla) kadar varan miktarlarda olabilir.

Adet dönemi ile ilgili bilgiler genel olarak bir önceki kuşaktan edinilmektedir. Son derece sıradan bir biyolojik olay olarak görülse de bazy kurallara uyulmadığı takdirde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Hiç doğum yapmamış bir kadın , normal menstruel kanamalarla (adet) ülkemizde ki ortalama menapoza girme yaşı 49 olarak alınırsa ömrünün 1 ila 8 yılını adet kanamalarıyla geçirmektedir.Bu hesaplama ile ortaya çıkan rakamlar adet döneminde ki uyulması gereken hijyenik (sağlık) kurallarının ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Adet dönemindeki bakım ve uyulması gereken kurallar aşağıdaki gibi özetlenebilir:

1-Genital (cinsel )organlara yönelik kurallar
-Enfeksiyon
-Fizik kirlilik ve koku
-Cinsel davranışlar
2-Psikolojik kurallar
3-Sosyal kurallar

1-Genital bakımın en önemli kısmı kanama ve bunun sonuçlarına yönelik olmalıdır.

Damar dışındaki kan mikropların üremeleri için uygun bir ortam oluşturur. Ayrıca parçalanan kan hücreleri ve özellikle adet kanıyla karışık olarak atılan ölmüş rahim içi hücreleri kötü bir koku oluştururlar.Bu yüzden adet süresince temizlik ve alınan önlemlerle kanın kokusu ve enfeksiyonlara zemin olutturması önlenmelidir.Bunun için değişik evde yapılmış veya hazır hijyenik pedler,tamponlar kullanılabilir. Pedlerin içinde kanı emen bir doku bulunur.Bunun etrafında ise bez veya dayanıklı kağıt ve giysiye tutturulmak için özel ekler vardır. Pedler kanın vajina ve çevresindeki cildi tahriş etmesini ve giysileri kirletmesini önlemek için kullanılır. Vajinal tamponlar , silindir teklinde, vajina şekline uygun ucunda çıkartılmasını kolaylaştırmak üzere ipi olan, emici madde içeren nesnelerdir.

Bakire olan bayanlarda da kullanılabileceği belirtilmekte ise de gerek ülkemizin sosyo-kültürel yapısı gereği kızlık zarına (hymen) verilen önem,gerekse kızlık zarının değişik şekillerde olabilmesi açısından dikkatli olunmalıdır. Tamponun yerleştirilmesi sırasında kızlık zarında yırtık olması mümkündür. Tampon veya pedlerin kullanımı sırasında başlıca dikkat edilmesi gereken konu temiz olmaları ve 6-8 saatte bir değiştirilmeleridir.

Aynı ped veya tamponun uzun süreli (özellikle vaginal tampon) kullanılması vajina içinde bazı bakteriler (mikroplar) üreyerek bunların oluşturduğu toksinlerle (zehir) ciddi,hatta bazan ölümcül hastalıklar (toksik tok sendromu) bile görülebilmektedir. En azından bazı kronik iltihabi hastalıklar ve cildin tahriş olmasını önlemek için uygun aralıklarla, üretici firmanın önerilerine göre ped ve tamponlar değiştrilmelidir.Ped veya tamponların kirlenmiş olanları genellikle satılan paket içerisinde bulunan kirli ped poşetlerine konularak çöpe atılmalıdır.Çünkü kan yoluyla geçen bazı hastalıkların bulaşmasına neden olabilirler. Ayny tamponun uzun süre kullanılması koku ve kirliliği de önlemekte yetersiz kalır. Ancak yukarıda bahsedilen gerekçeler nedeni ile çok az adet kanaması olsa bile kadınlar pedleri kirlenmemiş olsa da uygun aralıklarla değiştirmelidirler.

Adet döneminde cinsel ilişki kanin varligina bagli olarak itici olabilir. Tibbi olarak dişaridan içeriye dogru bir akim nedeniyle bazi mikroplarin içeri girmesi sonucu iltihabi hastaliklara da neden olabilmesi açisindan az da olsa risk oluşturabilir.Ancak eşlerin her ikisi de herhangi bir enfeksiyon hastaligi taşimiyorlarsa bu olasilik çok düşüktür. Her şeye ragmen bu tür riskler bilinerek adet sirasinda cinsel ilişki olmasi ( bazi kadinlarda adet öncesi ve sonrasinda cinsel istekte artiş olabilmektedir)bir felaket degildir.Hatta adet sirasinda cinsel ilişkiden uzak durulmasi tibbi olmaktan çok sosyal nedenler,tabular ve psikolojik duruma baglidir.Özellikle kadinin adet kanamasi sirasinda ilişki olursa ciddi bir hastalik ortaya çikmasi söz konusu degildir.

2- Adet döneminde hormonal dalgalanmaların da etkisi ile adet öncesinde başlayıp devam eden duygusal ve psikolojik değişiklikler ve bazan bozukluklar olabilir.Bazan adetlerin ağrılı, yoğun ve uzun süreli olması ayrıca tybbi bir problem olabilir ve psikolojik sıkıntıya neden olabilir veya artırabilir.Psikolojik sorunlar yelpazesinin bir ucunda basit günlük aktivitelerdeki aksaklıklar, sinirlilik ve konsantrasyon güçlükleri, diğer ucunda ise ciddi psikiatrik yaklaşım gerektiren depresyon ve psikozlar yer alır.

Durumun ciddiyetine göre ilaç ve psikiatrik desteğe başvurmaktan kaçınılmamalıdır. Hafif (çoğunlukla olduğu gibi) olarak geçiştirilen durumlarda aile ve iş yerindeki destek ve anlayış yeterli olacaktır. Hafif vakalarda bazı ilaç tedavileriyle günlük ve profesyonel aktivitelerdeki performans artırılabilir. Bunun için kadınlar, adet dönemlerinde kendilerini nasıl hissettiklerinin yanı sıra, çevrelerindeki insanların da onları nasıl algıladıklarını öğrenmeye çalışarak, sorunlu olduklarını düşünüyorlarsa hemen bir kadın doğum uzmanına başvurmalıdırlar.

3-Sosyal çevre ile ilişkiler kişinin psikolojik durumu ile çok yakindan ilgili oldugundan adet döneminde sorunlar yaşaniyorsa ciddi konsantrasyon (tatil,eglence,sinav,evlenme,sportif yarişmalar, hac ziyareti vb) gerektiren aktiviteler ertelenebilir. Eger bu tür sosyal aktiviteler ertelenemiyorsa kadin dogum uzmanina baş vurularak adet kanamasinin geciktirilmesi veya öne alinmasi mümkündür. Yüzme ve su sporlari uygun tamponlar kullanilarak yapilabilir.Sudan dolayi kirlenme genellikle söz konusu degildir.

Özetle ömrünüzün yillarla ifade edilen bir bölümünü yanlış bilgi, tabu ve yasaklarla sağlıksız ve huzursuz geçirmeniz gereksizdir. Uygun bir danışma ile doktorunuz yıllarınızın kaybolmasını önleyebilir.

Jinekoloji : Vajinal Akıntılar

Vajinal Akıntılar

Vajinal Akıntılar


Korunma önerileri

Sağlıklı bir kadında berrak (bazan beyaz, mat), çiğ yumurta beyazı gibi, kokusuz bir akıntı (günde 5 ml, bir tatlı kaşığı kadar) normal olarak kabul edilir. Adet günlerine göre akışkanlık ve rengi değişebilir. Adet kanamasını takip eden dönemde sarı-kahverenkli (parçalanmış kan hücreleri nedeniyle) olan akıntı, yumurtalık hormonlarının en yüksek olduğu iki adet ortası dönemde daha çok ve akışkandır.Bu sıvı vajina yan duvarlarından sızma ve vajina girişi ve idrar deliği kenarındaki bezlerin salgılarıyla oluşur.
Genel olarak pH asittir.Asit pH’yı vajinada hastalığa neden olmadan yaşayan ve şekeri parçalayarak laktik asit oluşturan, laktobasil denilen bakteriler sağlar. Böylece vajina içerisinde mantar sporları ve diğer bakterilerin çoğalması engellenir. Laktobasillerin şekerden asit yapmaları için yumurtalık hormonları gereklidir.Estrojen hormonunun azaldığı menapozda vajende şeker ve laktobasiller azalarak enfeksiyona yakalanma oranı artar.Ayrıca başka organların iltihabi hastalıklarının (bademcik, mesane, ortakulak, akciğer vb) tedavisi için kullanılan antibiyotikler laktobasilleri de öldürerek vajinada mantar ve diğer bakteri enfeksiyonlarının oluşmasına yol açabilir.

Vajinal enfeksiyonlar ve bunlara bağlı akıntıların önlenmesi için en ciddi önlem vajendeki laktobasillerin korunmasıdır. Pek çok önlemin temelinde bu yatar.

Anormal sayılan akıntılar;

1)Kesilmiş süt gibi beyaz,
2)Kanlı
3)Et suyu gibi
4)Sarı – yeşil renkli ve iç çamaşırda iz bırakan,
5)Bol, sarı-gri köpüklü,
6)Kötü kokulu (özellikle cinsel ilişkiden sonra bozulmuş balık kokusu)
şeklinde sıralanabilir.

Akıntıya aşağıdaki yakınmalar da eşlik edebilir.

Kaşıntı
Yanma
Ağrılı ilişki
İdrar yaparken yanma
Sık ve az az idrar yapma
Kızarıklık
Düzensiz kanama veya ilişkiden sonra kanama,
Tanı için jinekolojik muayeneyi takiben ,
Direk akıntıdan alınan örneğin mikroskopik incelemesi,
Akıntının boyanarak(Gram vb) mikroskopik incelemesi
Kültür alınarak mikrobun üretilmesi
Rahim ağzı sürüntüsü (Paptest, smear ) yapılması
yapılabilir.

Akıntı nedenleri;

Mantar, Trikomonas, Gardnerella,Klamidya vb değişik mikroplarla enfeksiyon
Rahim İçi Alet ile doğum kontrolu,
Kanserler(özellikle kanlı akıntı veya ilişkiden sonra kanama varsa),
Polip,
Küçük kız çocuklarında vajina içinde yabancı cisim,
Rahim ağzının dışa dönük olması(eversiyon ve ektopi)
olabilir.

Tedavi nedene yönelik olarak yapılmalıdır. Tanı ve tedavi mutlaka bir doktor tarafından düzenlenmelidir.Ülkemizde sıklıkla “Sadece akıntım var, bir ilaç verebilirmisiniz” diyerek eczaneye gidip ilaç almak, birkaç fitil ve tedaviden sonra doktora gitmek çok yaygın , yanlış bir uygulamadır. Uygun olmayan ilaçlarla daha dirençli enfeksiyonlara neden olmak, bir kanseri ilaçla tedavi etmeye çalışırak erken tanı ve başarıyla tedavi olma şansını kaçırmak mümkündür.

Akıntılarla ilgili en önemli olan konu; normal ve anormal akıntıyı tanımak ve akıntılı hastalıklara neden olabilecek kişisel alışkanlıklar ve hijenik hatalardan kurtulmaktır.
Akıntılı ( özellikle enfeksiyonlara) hastalıklara yakalanmamak için;
İlşikiden ve adet kanaması bittikten sonra, vajina içi yıkanmamalıdır (vajinal duş). Eğer bir temizlik yapılacaksa , vajina dış kısmı ılık, duru, temiz suyla yıkanabilir. Yıkama işleminden sonra vajen girişi kurulanmalıdır.
Tuvalette temizlik önden arkaya doğru yapılmalıdır.
Banyo, havuz, sauna ve egzersizden sonra ıslak,terli çamaşır veya mayolar vücutta uzun süre kalmamalıdır.
Havuz, hamam, sauna , küvet ve her gibi ortak kullanılan yerlerin temizliğinden emin olunmalıdır.
Eğer çok eşli bir cinsel yaşam varsa , prezervatif ile korunmalıdır.
İç çamaşırlar doğal (pamuklu , yün) maddelerden üretilmiş olmalıdır.
Vajinal tampon ve pedler sık sık değiştirilmelidir ( en çok 6 saat).
Koku için vajen girişinde deodoran parfüm veya sabunlar (nötral pH ‘lı ve doktor önerisyle alınanlar dışında) kullanılmamalıdır.
Dar pantolon, sıkı iç çamaşırları veya etekler (en azından uzun süreli) kullanılmamalıdır.
Düzenli pap-test yaptırılmalıdır.
Şeker Hastalığı varsa kontrol altında tutulmalıdır. Tatlandırıcı kullanımına bağlı daha sık mantar enfeksiyonları olduğu ifade edilmektedir. Ancak bu sıklıkla, kullanım nedeni olan şeker hastalığına da bağlı olabilir.

Yaz ve tatil aylarında yukarıdaki önerilere uymak zorlaştığından, yazın vajinal akıntılara daha sık rastlanılabilir. Bu nedenle hijyenik kurallara her zaman büyük bir dikkatle uyulmalıdır. Bir miktar akıntı mutlaka olacaktır. Unutmayın ki vajende hiç ıslaklık olmaması, kuruluk ayrı bir hastalıktır. Yani vajina kuru olamaz. Ülkemizde en çok cinsel ilişki ve adetten sonra kadınlarımızın bir kısmı, kirlendikleri gerekçesiyle “bulaşık çamaşır yıkarcasına” vajinanın içini yıkayarak, burada bulunan koruyucu asiti üreten Laktobasil’leri yok ederek, tekrarlayan mantar ve diğer mikrobik hastalıklara neden olmaktadır.

Hepinize sağlıklı günler diliyoruz.
Kaynak : http://www.fragmanvideo.com http://turkkadin.blogspot.com http://www.turkkadin.com http://www.sonsuzolsun.net http://www.sonsuzolsun.com
Dr Levent Yaşar

Jinekoloji : Uterus Anomalileri

Kadın Genital Sistemi Anormalileri

Dişi fetusun embryonik gelişimi sırasında (Müller kanalları) iki kanalın karın içinde, orta hatta birleşmesi ile rahim ,tüpler ve vajen üst kısmı oluşur.Alt vagina, rahim ağzı ve vajen girişini ise (ürogenital sinüs ) ciltten içeri doğru bir kıvrımın oluşturduğu bilinmektedir. Kadın organlarının doğuştan olan anomalilerinden en çok görülenleri (Müller ) kanalların karın içinde birleşmemesine bağlı olarak görülen rahim şekil bozukluklarıdır. Bunlar basit bir çentiklenmeden (septum uteri), tamamen iki ayrı rahim ve tüp oluşumuna kadar gidebilen şekil bozukluklarıdır. Alt vajinada ise (ciltten içe doğru gelişip üst vagjinayla birleşme sırasında kızlık zarının tamamen kapalı olması kısmen daha sık görülen bir doğuştan yapısal bozukluktur.



Kadın Genital Organlarının Normal Yapısı


Şekil 1.Kadın Genital Organlarının Normal Yapısı



Kadınlık organlarının bu yapısal bozuklukları aynı zamanda işlev bozukluklarına da yol açabilmektedir. Bunlar kısırlık, tekrarlayan düşükler, zor doğumlara sebeb olabilir.Uterusun anomalilerine bağlı olarak erken doğum, makat gelişi ve bebek ölüm oranlarında artış olabilir. Bazen bu anomaliler adet görmemeye (amenorrhea), ağrılı adete(dismenore) , ilişkideki zorluk ve ağrılara neden olabilirler. Yumurtalıkların gelişimi tamamen ayrı olması nedeniyle bu tip hastalarda yumurtalıkların yapı ve işlevleri (yumurtlama , hormon yapımı ) normal olabilir.

Kadınlık organlarının doğumsal yapı bozuklukları kadınların yaklaşık %5’inde görülmektedir. Doğum yapabilen kadınlarda bu oran %2-3 iken , kısırlık nedeniyle doktora başvuran kadınların %3 ‘ünde yapısal anomaliler görülmektedir. Tekrarlayan düşüklerde %5-10 , geç gebelik kayıplar ve erken doğumlarda % 25 kadın organlarında (genellikle rahimde) doğumsal yapı bozuklukları görüldüğünü bildiren araştırma sonuçları vardır.

Görüldüğü gibi bu yapısal bozukluklar gebeliğin olmasını genellikle engellemezken, oluşan gebeliğe ait sorunları, hastalıkları ve erken gebelik kayıplarını, erken doğum ve premature bebek oranlarını artırmaktadır.

Çeşitli rahim anomalileri bilinmekle birlikte basit bir sıralama ile

a-Rahim (Uterus) yokluğu
b-Yarım Uterus (Unikornis)
c-Gelişmemiş (Rudimenter) Uterus
d-Yarım Uterus + Kör Boynuz
e-Simetrik Çift Uterus (Didelfiz)



Yarım uterus (Unikornus): Yarım Uterus-Müllerian kanallarından birisinin gelişmemesi sonucu olur. Bir olasılıkla müller kanallarından birisi olması gereken yere göç edemez ve buna bağlı yukarıdan aşağı doğru sadece bir kanaldan oluşan yarım bir uterus meydana gelir. Genellikle kendini düşükler, dış gebelik, erken doğumla belli eder. Bazen diğer yarı gelişmemiş küçük bir oluşum halinde kalır ve burada gebelik meydana gelebilir . Bu durum bir dış gebelik olarak cerrahi girişim gerektirebilir.

Uterus Unicornis ve Rudimenter Uterus


Şekil 2:Uterus Unicornis ve Rudimenter Uterusun Şematik Şekli



Uterus Didelphis (Çift Uterus) : İki müller kanalının birleşememesi nedeniyle iki uterus ve iki tüp meydana gelir. Bu tür yapısal bozukluklarda döllenme ve gebe kalma sorunlarından daha çok , düşük ve erken doğumlar meydana gelebilir.
Uterus Didelphis-İki Uterus ve iki yumurtalık yolu


Şekil 3.Uterus Didelphis-İki Uterus ve iki yumurtalık yolu mevcut



Bikornuat Uterus: Dışarıdan çentikli, iki kanalın birleşmesinin eksik olduğu bir bozukluktur.Rahim içi genellikle bebeğin ekilmesine büyümesine izin verir. İki müller kanalının kısmen birleşmesi nedeniyle meydana gelir. Rahmin ortasında genellikle derin veya yüzeyel bir çentik vardır. Gebelik sonuçları normale yakındır. Gebelik kaybı ve düşükler olursa ameliyat edilmelidir.



Bikornuat Uterus


Şekil 4:Bikornuat Uterus



Uterin Septum : İçeriden çentikli, iki (müller) kanalının birleşmesi sırasında birbirlerine yapıştıkları, ortadaki bölümün erimemesi nedeniyle oluşur. Çok ince ve küçük bir perdeden, tüm rahmi içeriden ikiye bölen bir perdeye kadar giden bir bozukluk olabilir. Rahim içi boyalı filmlerde kalp şeklinde veya tamamen ikiye bölünmüş olarak görülebilir.Tedavi edilmezse gebelik kayıp oranları %40-80 iken, endoskopik cerrahi ile (histreskopi ile kesilerek) % 90’a varan başarılı gebelikler bildirilmektedir. Yine de gebelik denenmeden operasyonu önermeyenler de vardır.



Uterusun bir septum ile ikiye bölünmesi


Şekil 5: Uterusun bir septum ile ikiye bölünmesi




Dietilstilbestrol (DES)’e bağlı bozukluklar:

Özellikle 1950- 1960 ‘lı yıllarda düşük önlemede çok kullanılmış olan DES’i gebeliklerinde kullanan annelerin kız çocuklarında rahim ve vajende bozukluklar bildirilmiştir.Anne karnında gelişimin başlangıç haftalarında yüksek dozda alınan östrojene bağlı olarak T şeklinde rahim, rahim içi boşluğunda düzensizlikler ve rahim ağzı vajende yapısal bazı bozukluklar gözlenebilir. Bu hastalarda günü dolmadan doğumlar sık görülebilir. Rahim ağzı yetmezliği daha sıktır. Rahim ağzı yetmezliği olanlarda gebelik sırasında rahim ağzına dikiş atılarak gebelik süresi uzatılabilir.

Bazı anormalikler basitçe gözle muayene ile belli olurken örneğin vaginadaki septumlar,bazen jinekolojık ultrasonografik muyene sırasında bazen kısırlık tetkikleri sırasında çekilen rahim filimler tanı koymamızı sağlar.

Labıumların yapışık olması genital bir anomali olarak karşımıza çıktığı gibi iltihabı yapışıklık şeklinde görülmesi daha sıktır.Semtom vermedği takdirde evlenme çağına kadar çocukların ilgisini oraya çekmemek amacıyla operasyon ertelenebilir.

Deliksiz Hymen
Tomurcuklanan vaginanın ürogenital sinustan kaynaklandığı noktada bir lümen gelişmediği takdirde deliksiz hymen ortaya çıkar.Genelikle deliksiz hymen adet kanamalarının başlaması


Kızlık zarının çeşitli şekil anomalileri



Şekil 6 Kızlık zarının çeşitli şekil anomalileri



ve dışarıya akamaması sonucu ortaya çıkan semptomlarla kendini gösterir.Tedavisi hymenin basitçe insizyonu ile üçgen bir deri dokusunun çıkartılması ile yapılır.Yapılan bu işlem bir rapor halinde tutularak kızlık zarının ameliyat ile yırtıldığını bildirilmelidir.

Kongenital Vagina Yokluğu:

Doğuştan vaginası olmayan kadınların çoğunlukla uteruslarıda yoktur.Bu şeklide yapı bozukluğu olan hastalar genelikle hekime adet kanamalarının görülmemesi üzerine geç olarak başvururlar.Uterus ve avginanın yokluğu ile ortaya çıkan tablolarda çoğunlukla idrar yolları anomalileri ile birlikte görülürler.
Kongenital Vagina yokluğu



Şekil 7:Kongenital Vagina yokluğu ve kanın uterusta toplanması


Tranvers vaginal bölme ,çift veya bölmeli vagina.Çeşitle vaginal anomalilerdir.Tanı genelikle elle yapılan muayene konulur..Eğer ilişki zorluğuna adet kanamasının akmamasına sebeb olursa tedavisi edilmelidir ve vaginal bölmenin eksizyonu şeklinde opere edilir.

Not: Resimler Diagnostik ve Operatif Histereskopi , Prof Dr Recai Pabuçcunun ve Atlas Kitapçılık yönetiminin özel izni ile

Jinekoloji : İdrar Kaçırma

İdrar Kaçırma

Kadinlarda özellikle gündüz ve uyanikken istemi disinda idrar kaçirma bu baslik altinda degerlendirilmektedir. Tanimda idrar kaçirmanin miktari yoktur ; çünkü hijyenik pet kullanmak zorunda olmasina ragmen yakinmayan kadinlarin yaninda ,damlama seklinde ve seyrek idrar kaçirmalarini bile büyük bir sorun olarak gören kadinlar da vardir. Böylece idrar kaçirmanin hastalik boyutu kadinin sosyal durumuna siki sikiya baglidir. Kirsal kesimde sorun yaslanmaya bagli dogal bir problem gibi görülerek doktora basvurulmazken ,kentlerde ve özellikle çalisan kadinlarda idrar kaçirma derin depresyon,yalnizlik duygusu ve sosyal iliskilerde daralmaya (idrar kokusu,islaklik hissi) yol açarak daha erken dönemlerde tedavi için doktora basvurmaya neden olmaktadir. Kadinlarin %25’inin hayatlarinin herhangi bir döneminde idrar kaçirdigi hesaplanmistir. Idrar kaçirma kadin tarafindan saklanan ve genellikle utanilacak bir sorun olarak karsimiza çikmaktadir. Bir arastirmada idrar kaçirmasi olan kadinlarin %70 ‘i doktora baska nedenlerle basvurdugunda yapilan muayene ve öykü alma sonucu idrar kaçirmanin varliginin tespit edildigi görülmüstür. Kadinlarin ömürlerinin uzamasi ile sorun daha da büyümektedir.
Idrar kaçirma baslica 3 ana grupta incelenir
  • Gerçek Stres Inkontinans (Kas, sinir güçsüzlügüne bagli)
  • Detrusor Instabilitesi (Mesanenin kontrol edilemeyen otomatik kasilmasi)
  • Karisik (her iki durumun da varligi)

Gerçek Stress Inkontinans

Daha çok dogum yapmis kadinlarda görülür. Kasik adalelerinin veya sinirlerinin dogum sirasinda zedelenmesi sonucu, mesane boynu öksürme, hapsirma, gülme, merdiven çikma, yük tasima, cinsel iliski sirasinda yer degistirerek veya kapanamayarak karin içinde artan basinçla hasta idrar kaçirir. Tedavi genellikle cerrahidir. Fizik tedavi (kasik adalelerinin güçlendirilmesi , elektrikle uyarma (stimulasyon), menapozdaki kadinlarda hormon tedavisi de uygulanabilir.

Detrusor Instabilitesi

Genellikle daha ileri yaslarda görülmesine ragmen, mesanenin tahris oldugu durumlarda (iltihap, tas, tümör vb) her zaman ortaya çikabilir. Bu hastalarda küçükken gece yataga iseme, gece uykudan uyanarak idrar yapma (normalde 2 kez olabilir), gündüz çok idrara çikma (normalde 6 kez) daha siktir. Su sesi ile idrar hissi veya sikisma olabilir. Genellikle fiziksel aktivite (gülme, konusma, hapsirma,öksürme, yük kaldirma, cinsel aktivite gibi) ile de tetigi çekilebilen ansizin idrar yapma hissi duyarak tuvalete kosan hasta tuvalet kapisinda idrarini tutamayip kaçirir. Tedavide cerrahinin yeri yoktur. Fizik tedavi (mesanenin yeniden terbiyesi), elektrikle uyarma (stimulasyon), ilaç tedavisi uygulanir.

Karisik Idrar Kaçirma

Yukarida bahsedilen her iki durum ayni hastada birlikte vardir. Her tedavi seçenegi de uygulanabilir. Önce ameliyat,sonra fizik tedavi, ilaç veya elektrikle uyarma veya önce fizik tedavi sonra ameliyat denenebilir.

Tanı
Hastanin idrar kaçirmasinin sekli ögrenilir. Daha sonra jinekolojik muayene yapilarak mesane, mesane boynu, vajen ve rahimde sarkma olup olmadigi, özellikle daha önce geçirilmis ameliyatlara bagli idrar yollarindan hazneye olusan kanalcik, fistüllerle olusmus sürekli kaçaklar olup olmadigi arastirilir. Bu islemlerden sonra hastanin idrar tahlili, iltihap açisindan idrar kültürleri yapilir. Bu tetkiklerde anormal bulgu tespit edilirse uygun tedavi yapilir. Daha sonra hastanin idrar kaçirmasini gözlemek için mesaneye bir miktar sivi verilerek veya sikismasi beklenerek ikindirma ile idrar kaçirma gözle görülmeye çalisilir. Idrar kaçirmanin varligini veya miktarini tespit edebilmek için ped test yapilabilir. Hasta bu test için 24 saatlik bir zaman içerisinde degistirdigi pedleri getirir. Pedlerin kuru ve islak agirliklari arasindaki fark hesaplanarak kaçirmanin varligi ve miktari tespit edilmeye çalisilir. Özellikle daha önce idrar kaçirma ameliyati olmasina ragmen idrar kaçirmaya devam eden hastalar ve ameliyat yapilacak hastalarda daha ayrintili bir inceleme olan Ürodinami yapilir. Bu islem sirasinda hastanin mesanesine yerlestirilen bir kateter ile tuzlu su verilerek dolma, kaçirma ve iseme basinçlari bilgisayar yardimiyla kaydedilerek rakamsal ve grafik olarak yazdirilir. Ürodinami son derece karmasik ve pahali bir test olmasi nedeniyle her hastaya uygulanmasi dogru degildir. Muayene ve hastalik öyküsünden faydalanilarak bazi tedaviler denenip sonuca göre ürodinami veya operasyona karar verilebilir.
FONKSİYONEL ELEKTRİK STİMULASYONU (FES)
Kadınlarda idrar kaçırma oldukça yaygın ve ciddi bir sorundur.
Yapılan araştırmalarda kadınların %25' i hayatlarının herhangi bir döneminde idrar kaçırma sorunu ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Amerika Birleşik Devletleri'nde bu hastalıklara harcanan paranın yılda 17 milyar dolar olduğu düşünülürse olayın boyutları daha kolay anlaşılabilir.İdrar kaçırma çoğu zaman saklanan, utanılan veya yaşlanma ile doğal olarak ortaya çıkan bir durum olarak algılanmakta ve çözüm için yeterince gayret gösterilmektedir. Oysa %90 'dan daha yüksek oranda ilaç,fizik tedavi yöntemleri ve ameliyatlarla hastalar tedavi edilebilmektedir.Bu gün itibarı ile ülkemizde, yukarıda sayılan olanakların hepsini bulmak mümkündür. Ancak mutlaka hekim idrar kaçırma hastalıkları ile ilgili özel olarak yetişmiş olmalıdır.
Fonksiyonel Elektrik Stimulasyon (bazan Maximal Elektrik Stimulasyon) mesaneye özel frekanslarda alternatif ,düşük voltajlı elektrik akımı vererek ;


fes




1)Mesane etrafındaki kasların güçlenmesi

2)Mesane kasının uyarılabilirliği azaltılması amacıyla kullanılan bir yöntemdir.

FES normal bir yatakta yatan hastanın vajinası içerisine yerleştirilen yuvarlak bir elektrot ile bu elektrota gelen akımın frekansını belirleyen bir modulatörden oluşmaktadır.Hasta hergün veya haftada 2kez 15-30 dakika cihaza bağlanarak 1,5 -3 ay süreyle tedavi görür.Bu süre sonunda özellikle mesanenin istemsiz kasılarak ,ani sıkışmayı takip eden idrar kaçırmalarında 5 yıl süreyle %70 'e varan düzelmeler bildirilmektedir.Doğumlara bağlı olarak ortaya çıkan kas güçsüzlüğü ve öksürük, hapşırma,gülme ile oluşan idrar kaçırma durumlarında da başarılı sonuçlar yayınlanmaktadır.Bu iki tip idrar kaçırma şekli hastaların %95 'ini oluşturduğu için uzun süreli ilaç tedavileri veya operasyonlardan önce hemen hemen hiç bir yan etkisi ve uygulama zorluğu olmayan FES'in denenmesi son derece mantıklı bir yoldur.FES uygun hasta seçildikten sonra hemşire nezaretinde uygulanan son derece ağrısız ve uyum oranı yüksek bir tedavi şeklidir.Ekonomik olarak da diğer yöntemlerle karşılaştırıldığında son derece ucuz olduğu görülmektedir.FES uygulanması daha sonra uygulanacak bir tedaviyi olumsuz etkilemez

Jinekoloji : Histereskopi

Histereskopi
Histereskopi nedir?


Histeroskopi; basitçe bir endoskopik kamera sistemin rahim ağzından içeri yerleştirilerek rahim ve içerisindeki doku hastalıklarının tanı ve tedavisinin yapılması işlemidir...



ilk histereskopi



Şekil 1:1896 yılında Clado tarafından yapılan ilk histereskopi muayenesi



histreskopinin yapilmasi




Resim 2: Histereskopinin yapılmasının resmi.

Özellikle son yıllarda distansiyon sağlayan sıvı materyallerin gelişmesi ve küçük çaplı histereskopların gelişmesi ile rahim içi tamamen incelenmeye müsait hale gelmiş ve her türlü operatif girişimlerin yapılması mümkün olmaktadır.

Operatif histereskopinin uzmanlık alanamızdaki etkileri oldukça radikal olmuştur.Daha önceleri rahim içi septumların kesilmesi.myomlar,yapışıklıklar gibi lezyonların tedavisinde karın açma ameliyatı yada rahim delme ameliyatları ile işlemler yapılırken bu konularda yeni gelişmelerle histeroskopi ön plana çıkmıştır.

Histereskopi tüm bu işlemleri basitleştirmiş ve morbiditelerini belirgin olarak azaltmıştır.Anormal rahim kanamalarında medikal tedaviye dirençli durumlarda endometrial kesme ve yakma ile rahim alma ameliyatlarına alternatif bir tedavi olarak öne çıkmıştır.

rezekteskop ile polip alınması



Resim 3:Rezektoskop ile uterus içindeki bir oluşumun alınması

Histereskop 1980 lere kadar ofis kullanımı konusunda pratik bir yaklaşımı olmamıştır.Dıs çapı 5mm den küçük çaplı histeroskopların yapılması ile uterin incelemenin ve endometrial biopsinin ofis şartlarında daha kolay yapılabilmesini sağlamıştır

Ofiste histereskopik panoromik değerlendirme yapmak için uterin kavitenin neden incelendiği ,panoromik histereskopi prensipleri ve kullanımdaki tekniklerin iyi bilinmesi gereklidir.


· Hasta seçimi iyi yapılmalı
· Tam bir tibbi öykü
· Vaginal smear mutlak yapılmalı
· Gebelik testi
· Fiziki muayene bulguları

Ofis Histereskopisinin Kontraendikasyonları


· Gebelik
· Uterin ve servikal enfenksiyonlar
· Yoğun uterin kanama

Histereskop İçin endikasyonlar


· Bilinen servikal malignite Pre veya Postmenapozal anormal
uterin kanamanın değerlendirilmesi
· Kaybolan spiral yada yabancı cisimlerin çıkartılması
· Semtomatik uterus septumunun ayrılması veya tanısı
· Hormonal tedaviye cevap vermiyen kanamalarda endometrial
koterizasyon
· IVF öncesi
· Yumurtalık yollarının tıkanmasında kanal açmak amacıyla
· Aile planlaması amacıyla

hisreskopi ile aile planlamsının yapılması




· Şekil 1 Histereskop ile aile planlamasının yapılması

· Not: Diagnostik ve Operatif Histereskopi , Prof Dr Recai
Pabuçcu’nun ve Atlas Kitapçılık yönetiminin özel izni
ile

Jinekoloji : Kadın Sağlığı

Jinekoloji Jinekoloji bölümümüz açıldı
Jinekoloji ile ilgili soru ve sorunlarınıza bu bölümde cevap bulabileceksiniz.
Lütfen Ana Menüden ilgili konuyu seçiniz.

Kısırlık : Kısırlık Hakkında Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları

Sık Sorulan Sorular
1.Kısırlık Dünyada hangi sıklıkta görülmektedir ?
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre (WHO) çiftlerin % 8 - 10 unun kısırlık sorunları olduğu hesaplanmaktadır. Bunun anlamı dünya çapında 50 - 80 milyon insanın bu sorunla karşı karşıya olduğudur. Kısırlık görülme sıklığı bölgesel olarak değişiklikler gösterebilir.

2. İnfertilite yalnızca kadına has bir sorun mudur ?
Hayır! Kadında ya da erkekte infertilitenin görülme sıklığı hemen hemen aynıdır. İnfertilite % 30 - 40 oranında yalnızca kadından kaynaklanan sorunlardan, % 10 - 30 oranında yalnızca erkekten kaynaklanan sorunlardan dolayı ortaya çıkar. Vakaların % 15 - 30 unda problem her iki cinsi birden etkileyen sorunlar nedeniyle ortaya çıkar. Yapılan tüm araştırmalara rağmen çiftlerin % 5-10 unda ise probleme yol açan neden bulunamaz ve bu duruma nedeni açıklanamayan infertilite denilir.

3. İnfertiliteye en sık yol açan nedenler nelerdir ?
Kadında infertiliteye yol açan en önemli nedenler yumurtlama bozuklukları ve tüplerin hasara uğraması gibi anatomik nedenlerdir. Daha az olarak endometriozis ve hiperprolaktinemi gibi nedenler söz konusu olabilir. Erkekte infertilite nedenleri ise 3 başlıkta incelenebilir.
· Sperm sayısını ve kalitesini etkileyen sperm yapım bozuklukları ve anatomik tıkanıklıklar
· Bağışıklık sistemi ile ilgili (immünolojik) sorunlar
· Testislerin hormonal uyarıya sperm üretimi ile cevap verememesi
Ancak sperm üretimindeki bozukluklar ya da spermin yapısındaki bozuklukların nedeni bir çok hastada sorunun kökeni tam olarak belirlenemez.

4. Dış gebelik nedir ?
Gebeliğin rahim dışında bir yerde gelişmesine dış gebelik denilir. Dış gebelik en çok tüplerde görülür ancak başka bölgelerde de olabilir. Örneğin rahim ağzı, karın boşluğunda da dış gebelik olabilmektedir. Dış gebelik nadir bir olgudur ve tüm gebeliklerin yaklaşık % 1 inde gözlenir. IVF tedavisi ile bu risk artabilir. Dış gebelik için risk faktörleri arasında tüplerin enfeksiyonu (salpenjit), klamidya enfeksiyonları, alt karın bölgesinin enfeksiyonları (PİD - Pelvik İnflamatuar Hastalık), tüplerde ya da alt karın bölgesinde yapılan operasyonlar, endometriozis ve apandisit sayılabilir. Dış gebelik belirtileri düşük belirtileri ile benzerdir ve vajinal kanama ile birlikte ya da kanama olmaksızın pozitif gebelik testi söz konusu olabilir. Tanı hastanın risk faktörleri konusunda sorgulanması, fizik muayene, vajinal ultrasonografik inceleme ve laboratuar incelemeleri sonucunda konulur. Dış gebeliğin yeri ve büyüklüğüne bağlı olarak değişik tedaviler uygulanabilir. Dış gebelik genellikle cerrahi olarak çıkartılır ancak bazen de gebelik çok küçük ve hastanın kontrolü mümkün ise daha konservatif tedaviler uygulanabilir.

5. Polikistik Over Sendromu (PCOS) nedir ?
Polikistik over sendromu ya da kısaca PKOS (veya PCOS) tüm kadınların % 6 sını etkileyen bir yumurtlama bozukluğudur.Hastalığı etkileyen çeşitli faktörler vardır. Araştırmacılar bu hastalığın kalıtsal özellikleri olduğunu düşünmektedir. Bu hastalığın en önemli belirtileri;
a.Düzensiz adet kanamaları gözlenmesi ya da adet kanamalarının olmaması,
b.Vücutta aşırı kıllanma, erkek hormonlarının yüksek olması nedeniyle akne (sivilce) gelişmesi,
c.Aşırı şişmanlık (% 40 - 50), diabet gelişmesine yol açabilecek kadar yüksek insülin seviyeleri
d.Ultrasonografide yumurtalıkların çok büyük olması ve içinde inci tanesi gibi dizilmiş küçük kistlerin olmasının görüntülenmesidir.
PKOS'lu kadınlar genellikle infertilite kliniklerine danışmak amacıyla giderler. Doğurganlığı sağlamak amacıyla yapılan tedaviler öncelikle adetlerin düzene sokulmasını hedeflenir.Bu amaçla çeşitli ilaçlar kullanılır (klomifen sitrat, bromokriptin, gonadotropinler) ve kilo verilmesi şiddetle önerilir. Çoğu vakalarda sikluslar düzelerek yumurtlama başlar ve bu tedaviler ile düzene girer.

6. Kadında tüplerinin hasar görmesinin nedeni nedir ?
IVF ilk başlangıcında (fallop) tüpleri kapalı olan kadınların tedavisini hedeflemişti. Daha sonraları IVF uygulama alanları genişledi ve nedeni açıklanamayan infertilite ve erkek infertilitesi gibi sorunların tedavisinde de kullanılmaya başlandı. Şu anda tubal hasar yine IVF uygulanması için en önemli gerekçelerden biridir. Bunun en önemli nedeni geçirilmiş olan (karın içerisi) enfeksiyonlardır. Tüpler genellikle cinsel ilişki yoluyla bulaşan hastalıklar (örneğin klamidia,mycoplazma veya gonore-belsoğukluğu-) sonucu hasar görmektedir.Ancak apandisit, karın zarının –özellikle kasıkta ,PID- iltihabi hastalıkları da tüpleri zedeleyebilir. Ayrıca karın içerisinde yapılan cerrahi operasyonlar (jinekolojik ameliyatlar, sezaryen, vs), Crohn hastalığı gibi iç hastalıkları sayılabilir. Bu sorunlardan etkilenen hastalar infertilite ve/veya dış gebelik riski ile karşılaşabilirler.

7. Kistik fibrozis ve erkek infertilitesi nedir ?
Kistik fibrozis denilen ve erkek üreme sistemini etkileyebilen bir doğumsal hastalık infertiliteye neden olabilir. Vasa deferens denilen testisleri epididim ve boşalma kanalları ile birleştiren kanal doğumsal olarak yoktur. Bu nedenle spermler penise geçemez. Bu vakalarda testiküler sperm aspirasyonu (TESA) yöntemi kullanılarak hekimler IVF veya ICSI işleminde kullanmak üzere yeterli miktarda sperm elde edebilirler. Elde edilebilen sperm sayısı aşılama (yapay dölleme) tedavisinde kulanmak için çok azdır. Kistik fibrozis, genetik olarak geçen bir bozukluktur ve hastalığın ortaya çıkabilmesi için hem anne hem de babanın bu geni taşıması gerekir. Eğer anne ve baba bu geni kısmen taşıyorsa çocuklarında bu hastalığın ortaya çıkması ihtimali % 50 dir.

8. Endometriozis nedir ?
Endometriozis, rahimin içerisini kaplayan endometrium tabakası denilen dokunun vücutta rahim dışında başka bir yerde bulunması durumudur. Prostat kanseri nedeniyle kadınlık hormonu alan erkeklerde de endometriozis görüldüğü bildirilmiştir. Genellikle alt karın bölgesi içerisine yerleşir ancak nadiren başka bölgelerde de görülebilir bağırsak, tükürük ve gözyaşı bezleri vb). Endometriozis jinekologların en sık karşılaştıkları sorunlardan biridir. Bir çok teoriye rağmen bu hastalık, üreme tıbbının en karmaşık ve en az bilinen hastalığıdır. Hastalık yalnızca insanlarda görülebildiği için deneysel bilgiler elde edebilmek ve hastalığın kısırlık ile ilişkisini ortaya koyabilmek çok zor olmaktadır. Endometriozis patolojik bir durum veya bir hastalık olarak görülmekle birlikte bazan hiç bir rahatsızlığa neden olmadan rastlantısal olarak tanı konabilir. Bazen altta yatan başka bir hastalığın dışa vurumu da olabilir. Örneğin adet kanamasının tüplerden karın içerisine geri kaçışına yol açabilecek, tüp hareketlerini etkileyebilen kimyasal ya da fiziksel bir olay (doğuştan yapısal bozukluk veya tıkanıklıklar) endometriozise yol açabilir. Aynı şekilde, endometriozis infertilitenin nedeni değil sonucu olarak ortaya çıkabilir. Bu sorunun daha net olarak ortaya çıkarılabilmesi için daha fazla çalışmalar yapılması gerekmektedir. Endometriozisde rahim dışında bir yere yerleşmiş olan rahim içi dokusu (endometrium) hormonların etkisiyle her ay rahim içindeki değişikliklerin aynısını gösterip gebelik olmadığı zaman adet kanaması ile eş zamanlı olarak bulunduğu yerde kanamaya neden olur. En sık rahimin hemen etrafındaki karın zarı ve yumurtalıklarda görüldüğünden, kanama sonucu burada tüpler ve yumurtalıkta kimyasal ve fiziksel hasarlara neden olarak gebeliği engeller.

9. Laparoskopide ne yapılır ?
Laparoskop, göbek deliğinin altından açılan küçük bir delikten içeri sokularak karın içerisini görmeye yarayan bir cihazdır. Bu yöntemle karın içerisinde infertiliteye yol açan bir olay var mı ? araştırması yapılabilir. Rahim ağzından verilen metilen mavisi denilen mavi sıvının yumurtalık yollardan ne kadar geçtiği gözlenir, infertiliteye yol açan endometriosis tablusu var mı? Varsa koter yada laser ile yakılması sağlanır.Bunun dışında kısırlığa neden olabilecek herhangi bir yapışıklık, kist vs gibi bir olay gözlenir ise ilave olarak açılan minik deliklerden karın içerisine sokulacak elektrokoter, lazer gibi aletler ile bu durum tedavi edilebilir.

10. Reprodüktif Endokrinoloji-üreme endokrinolojisi- ne demektir ?
Reprodüktif endokrinoloji -üreme endokrinolojisi - tıbbın infertilite, kadın üreme hormonları, kadın üreme cerrahisi gibi olayları ile ilgilenen bir üst ihtisas alanıdır. Reprodüktif endokrinologlar bu uzmanlığı almadan önce Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında uzmanlaşırlar.

11. Tekrarlayan düşüklere yol açan nedenler nedir ?
Tekrarlayan düşükler kadınların % 1 ini etkileyen bir durumdur. Bu kadınlarda % 15 oranında gebelik kayıplarına yol açabilir. Eğer bir kadının ilk gebeliği düşük ile sonlanmış ise bunun ikinci gebelikte tekrarlanması ihtimali hafifçe artarak % 18 e çıkar. Ancak iki kez düşükle karşılaşan bir kadında bu risk sonraki gebelikleri için % 25 -30 a kadar çıkar. Bu nedenle hekimler eğer bir kadın iki kez düşük yapmış ise bir infertilite uzmanına başvurulmasını önermektedirler. Gebeliğin ilk 3 ayında oluşan düşüklerin % 50 sinde majör bir kromozomal anomali söz konusudur. Bu oran ikinci üç aylık dönemde % 30 a, son 3 aylık dönemde % 5’e düşer. Tekrarlayan düşüklere yol açması olası diğer nedenler arasında bağışıklık sistemi ile ilgili sorunlar, hormonal dengesizlik, rahimin anatomik yapısındaki bozukluklar ve pelvik enfeksiyonlar sayılabilir. Çalışmalar ayrıca alkol, sigara ve aşırı kafein tüketiminin de tekrarlayan düşüklere yol açabileceğini göstermiştir. Bir kadın tekrarlayan düşükler nedeniyle hekime başvurduğunda, hekim öncelikle nedeni ortaya çıkarmaya çalışacaktır. Tedavi bu bulguya göre düzenlenilecektir. Örneğin, eğer bir kadının rahiminde myom denilen selim tabiatta bir ur var ise bunların cerrahi olarak çıkartılması gerekir. Benzer şekilde rahimin içerisinde bir anormallik var ise bu da cerrahi olarak düzeltilebilir. Eğer kan testleri "Luteal faz yetmezliği" denilen bir duruma işaret ediyor ise (vücudun erken dönemlerinde gebeliği sürdürebilmesi için gereken progesteron hormonunu yeterince üretilememesi) vajinal yolla uygulanılan progesteron tedavisi yapılabilir. Eğer üreaplazma isimli bir mikrop var ise buna karşı antibiotik tedavisi yapılabilir. İmmünolojik bir neden söz konusu ise gebeliğin erken döneminde aspirin tedavisi yararlı olabilir. Yan etkileri nedeniyle pek tercih edilmese de bazı hekimler "heparin" tedavisi yaparak vücudun fetusa karşı bir reaksiyon vermesini zayıflatabilir.

12. 40 yaşından sonra infertilite ?
Genellikle fertilitenin yaşla birlikte azalacağı kabul edilmektedir. 20’li, 30’lu yaşlardaki kadınların doğal şartlarda % 25-30 oranında gebe kalma şansları varken bu oran 40'lı yaşların başlarında % 5'e düşer. IVF tedavisinde başarı şansını en yüksek oranda etkileyen faktör yaştır. Araştırmalar ilerleyen yaşla birlikte kadınlardaki yumurtaların kalitelerinin bozulduğunu göstermiştir. 40’lı (ve daha yukarı) yaşlardaki kadınların yumurtalarının kalitesini düzeltebilme olanağı olmasa da IVF sonucunu etkileyebilecek bazı teknikler kullanarak bu kadınlar da gebe kalabilirler. Örneğin yumurtlamayı uyarmak için kullanılan ilaçların dozunu arttırarak daha fazla yumurta elde edilebilir ve bir çok yumurta arasından en iyisi seçilerek gebelik şansı arttırılabilir. İleri yaşlardaki kadınlarda bu tür işlemlerle başarı sağlanamaz ise yüksek başarılı bir yöntem de bir yakınından ya da başka bir kadından bağışlanan yumurtanın kullanılmasıdır. Kadının doğurganlık düzeyini kontrol edebilmek için adetinin 3. Günü bir kan testi yapılarak FSH (yumurtlamayı uyarıcı hormon) ve E2 (östradiol) hormonlarının miktarlarına bakılabilir. Bu testin sonucunda kadının yumurtalıklarının kapasitesi hakkında bilgi sahibi olunur. Kadında FSH hormonunun miktarı arttıkça yumurtalıklarında gebelik sağlayabilecek bir yumurta bulunması olasılığı azalır. Kadın yaşlandıkça FSH seviyeleri yükselir. Ancak genç yaşta olup FSH seviyeleri yüksek olan kadınlarda da yumurta kalitesinin düşük olduğu bilinmektedir.

13. Kısırlık tedavisi ne kadar başarılıdır ?
Tedavi şansından bahsederken normal, doğurgan bir çiftin bir siklusta gebe kalma ihtimalinin % 25 civarında olduğu gerçeği akıldan çıkartılmamalıdır. Normal doğurgan çiftlerin % 10'u 1 yıllık, %'5 i de 2 yıllık süre içerisinde gebe kalamazlar. Bu normal doğurganlık oranlarıyla karşılaştırıldıklarında, etkili bir tedavi dönemi sonunda bu tedaviler % 25'e kadar ulaşabilen başarı şanslarına ulaşabilirler ve tekrarlanan tedavi dönemleri sonucunda bu başarı şansı önemli ölçüde arttırılabilir. Hormonal dengesizliği düzeltmek amacıyla yapılan basit bir yumurtlamayı uyarıcı tedavi ile bu rahatsızlıktan şikayetçi kadınların % 80 kadarı bir kaç tedavi dönemi sonucunda gebe kalabilirler.

14. İnfertilite tedavisinin başarısını etkileyebilecek özel faktörler var mıdır ?
Her tür infertilite tedavisinde başarı şanslarını konuşurken göz önüne alınması gereken bazı önemli faktörler vardır. Kadının yaşı, infertilitenin süresi gibi faktörler başarı şansını etkileyebilir. Kadında yaş ilerledikçe, özellikle 35 yaşından sonra doğurganlık azalır. Kadının yanında erkekte de bir sorun var ise (örneğin düşük sperm kalitesi) bu, başarıyı olumsuz yönde etkileyebilir. En önemli şey olmuyorsa en kısa zamanda her türlü faktörü ekarte etmeye çalışarak beklemeksızın İVF kadar gidilmelidir.

15. Tedavinin kadında yol açabileceği her hangi bir zarar söz konusu mudur ?
Hedeflenen yararlarının yanında, infertilite tedavilerinin nadir de olsa gözlenebilen yan etkileri vardır. Yumurtlamanın uyarılması tedavisi sırasında hasta başarılı bir tedavi için çok yakından takip edilmelidir. Tedaviyi takip etmek için kullanılan yöntemler olan ultrasonografi ve hormonal takip, hekimin, tedavi sırasında ortaya çıkabilecek yumurtalıkların aşırı uyarılması sendromunu (Ovaryen hiperstimülasyon sendromu-OHSS) önleyebilmesi ve çoğul gebeliklerin önlenilmesi için önemli yararlar sağlar. Günümüzde tedavi protokollarının hedefi yalnızca gebe kalmayı sağlamak değil çoğul gebelikleri ve OHSS yi önlemek olarak planlanmıştır.

16. Ovaryen Hiperstimülasyon Sendromu (OHSS) nedir ?
Yumurtalıkların aşırı uyarılması sendromu (Ovaryen hiperstimülasyon sendromu-OHSS), yumurtlamayı uyarıcı ilaçlarla yapılan tedaviler sırasında ortaya çıkabilecek bir yan etkidir. Bu sendromun belirtileri arasında yumurtalıkların aşırı büyümesi, karın içerisinde sıvı birikmesi ve sindirim sistemi ile ilgili sorunların ortaya çıkması (bulantı, kusma, ishal) sayılabilir. Ancak ciddi OHSS çok nadirdir ve % 1-2 oranında görülür. Hastahaneye yatma gereği ve operasyona kadar gidebilen tablolar gelişebilir.

17. Tedaviyle çoğul gebeliklerin görülme oranı artar mı?
İnfertilite tedavisi altındaki çiftlerde çoğul gebelikler normal topluma göre daha yüksek oranda gözlenmektedir. Çoğu ikiz olmak üzere vakaların yaklaşık % 20 sinde çoğul gebelik gelişir. Hastanın verdiği cevaba göre tedaviyi düzenleyen yeni tedavi rejimleri bu sorunu ortadan kaldırmayı da hedeflemektedir. Günümüzde bir çok merkez bu sorunu en aza indirgeyebilmek için en çok 3 embryoyu rahime yerleştirmeyi tercih etmektedir.Hatta son yıllarda bazı ülkelerde (Belçika ) üremeye yardımcı teknolojilerle her uygulamada tek embrio ve tek bebek kuralı konmaya çalışılmaktadır.

Kısırlık : Gebelik Öncesi Danışman

Gebelik Öncesi Danışma

Gebelik öncesi danışmaBir çiftin gebeliğe hazırlanırken dikkat etmesi gereken birçok önemli adım vardır. Gebelik ya da bir çocuğa sahip olmak gibi önemli bir olaya fiziksel, psikolojik ve ekonomik olarak hazırlanmak gerekmektedir.Bu hazırlığın ilk adımı bir hekime danışmaktır. Gebeliğe hazırlanırken genel bir sağlık kontrolü ve bazı testler yapılması gerekir. Çünkü gebeliğin kendisi bazı annelerde ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Doktora Başvuru Zamanı
Gebe kalmadan ortalama 3 ay önce hekime gitmelisiniz. Bu muayenede vaginal smear, servikal kültür ve bazı kan testleri yapılabilir. Bu kan testleri ile Rubella, Hepatit-B,Toxoplasma ve Su Çiceği gibi aşıyla korunulabilen hastalıkları geçirip geçirmediğiniz tespit edilebilir.Eğer bunlara karşı bağışıklığınız yoksa aşı yapılabilir. Bazı aşılar canlı virüs içerdiğinden (özellikle rubella- kızamıkcık-) aşıdan sonra 3 ay gebelik ertelenmelidir. Bu sırada doğumsal bazı sakatlıkların (nöral tüp defektleri) önlenmesi için folik asit ve çinko alınabilir.

Genetik Hastalıklar
Gebelik öncesi danışmada doktor ilk randevuda sizde ve ailenizde kalıtımsal bazı hastalıkları sorgulayacaktır. Eğer böyle bir hastalık söz konusu ise genetik danışma almalısınız. Eğer eşinizle aynı hastalığa sahipseniz IVF ile gebelik ve bu sırada embiriyoların genetik açıdan incelenmesi konusunu hekiminize danışmalısınız.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH)
Seksüel temasla geçen hastalıklar doğurganlığı etkilemiş olabilir. Bu tür bir hastalık geçirip geçirmediğiniz hekim tarafından bilinmelidir. Cinsel yolla bulaşabilen pek çok hastalık anne ve anne karnındaki bebeği olumsuz etkileyebilir.Frengi, AİDS, Hepatit B gibi hastalıklar çocuk açısından ciddi riskler oluşturabilecek CYBH 'dır. Anne adaylarının tümünün bu hastalıklar açısından taranması ideal bir yaklaşım olmakla beraber genel olarak ekonomik ve sosyal nedenlerle mümkün olmamaktadır. Uygun koşullarda veya şüpheli durumlarda mutlaka kan testleri yapılarak karar verilmelidir. CYBH'a mikoplazma, herpes, gonore, HPV enfeksiyonları da eklenebilir.Bu hastalıklardan birisi tespit edilirse uygun tedavi ve çocuğa yönelik koruma önlemleri belirlenir.

Prenatal Vitamin Desteği ve İyi Diyet
Gebelik öncesi prenatal vitamin desteği, özellikle günlük 400 mcgr folik asit alınması, beyin-omurilik sistemindeki sakatlıkları azaltır. Gebelik öncesi ve gebelikte vitamin alınmasına ek olarak diyet ayarlanmalıdır. Kansızlık varsa uygun tedavi yapıldıktan sonra gebelik önerilmelidir. Vejeteryan bir anne adayında ise Vitamin B-12 ve D desteği önem kazanmaktadır.


Dengeli beslen ve spor yapFitness ve Diyet
Gebelikte ciddi kilo verme diyetleri yapılmamalıdır.Temel olarak gebelikte et, süt, yumurta, taze sebze ve meyveler tüketilmelidir.Bu içerik kişilere göre özelleştirilebilir. Kadınlarda ağırlığın ideal kilodan %15 oranında daha az olması yumurtlamayı zorlaştırabilir. Gebelikte, bulantı ve kusmalarla da kayıplar artabileceğinden çocuğun gelişimi bozulabilir. Bu yüzden kadınlar gebelik öncesi ideal kilolarına kavuşmak için sağlıklı diyet ve spor yapabilirler.

Dengeli beslenmenin yanısıra gebelik öncesi ve gebelik sırasında yapılan egzersizler daha kolay doğum yapmanızı sağlayabilir. Gebelik öncesi ve sırasında doktora danışarak mümkünse profesyonel bir gözetim altında egzersizler yapılabilir. Gebelikte nefes nefese kalmamak şartıyla bilinçli egzersiz sürdürülebilir. Vücut ısısı artmadan, nefes taşmadan yapılan, mesafesi gebe tarafından belirlenen yürüyüşler her gebeye önerilebilir. Dalma, atlama, ata binme, kayak gibi sporlar önerilmez. Çünkü gebenin eklemlerinde hormonların (relaksin ve progesteron) oluşturduğu gevşeme ,ödem ve gebeliğin yükü nedeniyle incinmeler daha kolay olabilir. Gebelik sırasında egzersiz yapılırken yeterli beslenme ve hidrasyona (su alımı) devam edilmeli ve aşırı ısıdan kaçınılmalıdır.Vücüt ısısı, dolayısıyla rahim içi ısısı , dönme, burgu ve diğer yoğun egzersizlerde ve kalabalık spor salonlarında daha çok artabilir. Mümkünse havalandırılabilen, sakin bir salonda ve uygun giysilerle spor yapılmalıdır.

Kadın gebe kaldığı zaman çevre ve alışkanlıklar daha çok önem kazanır. Toxoplazmadan korunmak için çiğ etle yemek hazırlarken mutlak eldiven kullanmalısınız. Ayrıca piknikte veya kedi olan bir ortamda sık sık ellerinizi yıkamalısınız. Nasıl pişirildiği hakkında bilgi sahibi olmadığınız etli yemeklerden (özellikle "fast food" ) uzak durmalısınız. Önceden biliniyorsa asbest tozu, kurşun, radyasyona maruz kalmaktan kaçınmalısınız.

Kötü Alışkanlıklar
Eğer alkol, sigara veya ilaç bağımlığınız varsa gebe kalmadan önce bunlardan kurtulmalısınız. Tek başınıza bu alışkanlıklardan kurtulmayı başaramazsanız, profesyonel yardım için uygun merkezlere başvurmaktan kaçınmayınız.

Kısırlık : Kısırlık ve Sonrası Evlat Edinmek

Evlat Edinme
Kısırlık : Kısırlık ve Sonrası Evlat Edinmek nasıl olur ? mümkün
Mutlu bir aile...Tüm bu yöntemlerle bir bebek elde edilemezse evlatlık edinme düşünülmelidir. Dünyada evlatlık olmayı bekleyen bir çok bebek ve çocuk bulunmaktadır. Dünyada bu iş için kurulmuş bir çok ajans mevcuttur. Türkiyede evlat edinme mahkeme kararıyla devlet denetiminde, durumu uygun çiftlere çocuk esirgeme kurumundan bebek veya çocuk temin etmek veya çocuklara anne baba temin etmek şeklindedir.

Evlat Edinme Hakkında Genel Bilgi
Evlat edinme, çocuğu bulunmayan kişilerin, aile kurmak ve çocuk sahibi olma özlemlerini gerçekleştirmelerine yardım eden ve aynı zamanda bir aile yuvasından yoksun olan çocukların korunmasını amaçlayan bir kurum olup, Medeni Kanunumuzun 253-258. maddelerinde düzenlenmiştir.

Türk Medeni Kanunu evlat edinmeyi, evlat edinenle evlat edinilen arasında kamu makamlarının öz iznine dayalı bir sözleşme olarak öngörmüştür. Evlat edinmek isteyen kişi bizzat veya tutacağı bir avukat aracılığıyla evlat edinilmek istenilen kişinin Türkiye'deki ikametgahının bulunduğu yerdeki yetkili Sulh Hukuk Mahkemesine M.K.'nun 256. maddesi uyarınca "evlat edinmeye izin" için başvuruda bulunması gerekir. Yetkili mahkemeden alınacak "evlatlığa izin" kararı ile noterlikçe resmi senet yapılarak, keyfiyet doğum kütüğüne ve evlatlık ile evlat edinenin aile kütüğüne bildirilir.

Yurtdışında yetkili yabancı makamlar önünde bir Türk vatandaşının evlatlık alınmasına ilişkin olarak mahalli usüllere göre yapılan evlat edinme mukaveleleri evlatlık açısından Medeni Kanundaki asli şartları taşımak ve Türk Mahkemelerinden izin alınmış olmak kaydıyla Türkiye'de geçerlidir. Bu tür mukavele noterden Türkçeye tercüme edilmiş olarak mahkeme kararı ile nüfus idarelerine, yurt dışında temsilciliklere verildiği takdirde, medeni kanundaki asli şartları taşıması halinde nüfus kütüklerine işlenir. Evlat edinme için kanun maddi ve şekli bir takım şartlar aramaktadır.

Her iki tarafın Türk olması halinde aşağıda belirtilen hükümler geçerlidir:

1) Yaş Şartı: Yasa, evlat edinilen için bir yaş şartı gerektirmemiş olup, bir kimse yaşı ne olursa olsun evlat edinebilir.Buna karşın, evlat edinenin en az 35 yaşında olması gerekir. Ayrıca evlat edinen kişinin evlatlıktan en az 18 yaş büyük olması şarttır. (M.K.253)
2) Evlat Edinenin Sahih Nesepli Füruu (Altsoyu) Bulunmaması Şartı: Bir kimsenin evlatlık sözleşmesi yapıldığı sırada sahih nesepli çocuğunun bulunması evlat edinmeye engeldir. Buna karşılık, gayri sahih nesepli füruun bulunması veya evlatlığının bulunması evlat edinmeyi engellemez.
3) Evlatlığın Menfaati Şartı: Evlat edinmeye hakimin izin verebilmesi için, bunda evlat edinilecek çocuğun menfaati bulunması lazımdır.
4) Önceden Evlat Edinilmiş Olmama Şartı: Medeni Kanunun 255. maddesi uyarınca, bir kimsenin iki kişi tarafından evlatlık edinilmesi kural olarak mümkün değildir. Bunun tek istisnasi, bir kimsenin karı koca tarafından birlikte evlat edinilmesidir.
5) Rıza Şartı:
a) Evlat Edinilenin Rızası: Medeni Kanunun 254. maddesine göre, "mümeyyiz olan kimse rızası olmadıkça evlatlığa alınamaz. Evlat edinilen mümeyyiz olmakla birlikte, velayet altında ise, anne ve babasının rızası aynen gereklidir. Eğer velayet altındaki evlat edinilen temyiz kudretinden yoksun ise, evlat edinilmesi yalnız velayete sahip ana ve babanın rızasıyla gerçekleşir. Ana ve babadan yalnız birisi velayet hakkına sahip ise, onun rızası aranır. Eğer evlat edinilecek kişi vesayet altında ise, vasinin onayı ve ayrıca M.K.406. maddesi gereğince Sulh Hakiminin ve Asliye Mahkemesinin izni gerekir.
b) Evlat Edinenin Rızası: Evlat edinme şahsa sıkı surette bağlı bir hak olduğundan, evlat edinmenin temyiz kudretine sahip olması gerekir. Eğer evlat edinmek isteyen kimse mümeyyiz bir kısıtlı ise, vasinin ve ayrıca Sulh Hakiminin ve Asliye Mahkemesinin izni gereklidir.
c) Eşin Rızası: Evlat edinen veya evlat edinilen veya her ikisi de evliyse, evli olan tarafın eşinin de rızasının bulunması gereklidir. (M.K.255)

Evlat edinmek isteyen kişinin ibraz etmesi gereken belgeler aşağıda sıralandığı gibidir:
- Vukuatlı nüfus kayıt örneği
- Nüfus cüzdanı fotokopisi
- Evlilik cüzdanı fotokopisi
- Sağlık kurulu raporu
- Sabıka kaydı
- Oturma izin belgesi
- Gelir durumu belgesi (maaş, taşınır taşınmaz mallara ait )
- Çiftin birer fotoğrafı
- Ülkenin kaç yaş grubuna kadar olan çocuğu kabul ettiğini gösterir belge. Ayrıca daha detaylı bilgiyi Çocuk Esirgeme Kurumu'na başvurmanız halinde yetkili kişilerden de alabilirsiniz.

Evlat Edinmenin Şekli Şartları
Hakimin İzni: Medeni Kanunun 256. maddesi uyarınca, evlat edinme, evlat edinen kimsenin ikametgahı, Sulh Hakiminin iznini gerektirir. Hakim, burada evlat edinme şartlarının mevcut olup olmadığını, evlat edinmede haklı bir neden ve evlat edinilenin menfaati bulunup bulunmadığını araştırır.
Resmi Senet Düzenlenmesi: Evlatlık sözleşmesi, M.K.nun 256. maddesi uyarınca hakimin izni temin edildikten sonra resmi şekilde noter tarafından düzenlenmelidir.
Nüfusa Tescil: Evlatlık sözleşmesinin tamamlanmasından sonra, meydana gelen evlatlık bağının hem evlat edinenin hem de evlatlığın nüfus siciline işlenmesi gerekir.

Evlat Edinmenin Sonuçları
Evlenme Yasağı:
Evlatlık sözleşmesinin düzenlenmesiyle meydana gelen evlatlık bağı, kesin olmayan bir evlenme yasağı oluşturur. (M.K.92/3)2)

Miras:
Evlatlık; evlat edinen kimsenin kanuni mirasçısı olur. Buna karşılık, evlat edinen ve hısımları evlatlığın mirasçısı olamaz. Evlatlığın asıl ailesindeki mirasçılığına da halel gelmez.

Velayet: Evlat edinilen küçük ise, kendi öz anne ve babasının velayetinden çıkar, evlat edinenin velayeti altına girer.

Nafaka: Evlatlık ve evlat edinen birbirinden karşılıklı olarak nafaka isteyebilirler.

Soyadı: Medeni Kanun'un 257/1 maddesi uyarınca, evlatlık, evlat edinenin soyadını taşır.

Vatandaşlık: Bir Türkün evlatlık edindiği yabancı henüz reşit değilse ve ana babasının yeri bilinmiyor veya kendileri bulunamıyorsa, yahut evlatlık vatansız oluyorsa, o takdirde Türk vatandaşı olur. (T.V.K. 3/11)

Evlatlığın Öz Ana ve Babasıyla Kişisel İlişkileri: Yargıtay içtihadına göre, evlatlığın öz ana ve babası, küçük çocuklarıyla kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir.

Evlat Edinmenin Sona Ermesini Gerektiren Nedenler
1)Evlenme: Evlatlık ile evlat edinen veya bunlardan biriyle diğerinin koca veya karısı, evlenme engeline rağmen, birbirleriyle evlenirlerse, evlenme geçerli olmakta, fakat evlatlık ilişkisi sona ermektedir.

2)Tarafların Anlaşması ile: Evlatlık ilişkisi, bu hususta hakimden izin alındıktan sonra resmi bir şekilde yapılacak anlaşma ile ortadan kaldırılabilir.

3)Hakimin Kararı ile
a)Evlatlığın İstemi Üzerine: Evlatlık, evlat edinenin çocuğa karşı bir suç işlemesi veya ödevlerini ağır bir şekilde ihlal etmesi, ahlaka aykırı davranışlarda bulunması gibi haklı nedenlerin varlığı halinde, hakimden evlatlık sözleşmesinin kaldırılmasını isteyebilir. (M.K. 258)

b)Evlat Edinenin İstemi Üzerine: Evlat edinen, evlatlığın mirastan iskatini gerektirecek nedenlerden birinin varlığı halinde, evlatlık sözleşmesinin kaldırılmasını hakimden isteyebilir.Eğer evlat edinen veya evlatlık yabancı ise, bu takdirde 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku hakkında kanun hükümleri devreye girer. Bu kanunun evlat edinmeyi düzenleyen kurallarını kısaca gözden geçirmek istersek, şunları söylemek mümkündür. Sözü edilen kanunun yabancı unsurlu evlat edinme ilişkisini düzenleyen 18.maddesinin 1.fıkrasına göre, evlat edinme ehliyeti ve şartları hakkında taraflardan her birinin evlat edinme anındaki milli hukuku uygulanır. Taraflar aynı tabiyette ise, onların müşterek milli hukuku evlat edinme ilişkisine hakimdir. Tabiiyetleri farklı ise, evlat edinme ehliyeti ve şartları, taraflardan her birinin evlat edinme anındaki milli hukuklarına tabi olur. Evlat edinmede esasa ait şartlar içinde taraflardan her birinin milli hukukları nazara alınır. Kanunun hükmü bu şartlar bakımdan her iki milli hukukun birlikte uygulama çağını ifade etmiştir. Bu bakımdan evlat edinme için aranan şartlar ise çocuğu olmamak, asgari yaş haddi, yaş farkı gibi, evlat edinen için, isterse evlatlığın rızası, ana ve babanın izni, vesayet makamının muvafakatı gibi, evlatlık için söz konusu olsun, tarafların milli hukuklarının aradığı esasa ilişkin kanuni şartların yerine getirilmiş olması gerekir. Örnek olarak; evlat edinen yabancı, evlatlık Türk vatandaşı ise, Türk hukukunun aradığı kanuni şartlar yanında, evlat edinenin milli hukukunun evlat edinme için aradığı şartlar da tahakkuk etmelidir. Evlat edinme işlemlerinde usul meseleleri, adli ve resmi makamların müdaahalesi gibi, kural olarak işlemin yapıldığı yer hukukuna (Lex Fori) tabi olur.Evlat edinmenin hükümleri, yani evlatlığın ismi, ikametgahı, evlat edinen ile edinilen arasındaki hısımlık ilişkisi, evlenme yasağı, velayet durumu, nafaka, evlat edinmenin hükümsüzlüğü veya sona ermesi gibi konular evlat edinenin milli hukukuna, eşlerin birlikte evlat edinmesi halinde evlenmenin genel hükümlerini düzenleyen hukuka tabi olur.

Kısırlık : Tedavi Seçenekleri ve Yöntemleri : Mikroenjeksiyon ( ICSI )

Mikroenjeksiyon (ICSI)
BebekBu yönteme (ingilizce kelimelerin baş harfleri birleştirilerek Intra-Cytoplasmic Sperm Injection) ICSI de denilmektedir. Mikroenjeksiyon IVF tedavisinden daha ileri bir aşama olup özellikle ciddi sperm bozukluğu ve sperm azlığı veya yokluğundaki çiftlerin çocuk sahibi olmasına olanak sağlayan bu yöntemde uyarma tedavisiyle elde edilen yumurta hücrelerinin içine ince bir pipet yardımıyla sperm, doğrudan yumurta zarının içerisine sokulur.

İlk kez 1992 yılında uygulanmaya başlanan ICSI
· Konvansiyonel IVF uygulamalarında fertilizasyon başarısızlığı
· Sperm parametrelerinin ileri derecede düşük olduğu durumlar
· Cerrahi yöntemlerle az miktarda spermim elde edildiği fertilizasyon şansının düşük olduğu durumlarda
· Antisperm antikorlarının varlığı
· İleri anne yaşı nedeniyle az sayıda yumurta hücresinin elde edildiği durumlarında bugün için kullanılan esas yöntem haline gelmiştir.

Şimdilerde pek çok merkez tüp bebek uygulaması yapılacak tüm hastalara nerdeyse ICSI uygulaması yapmaktadır.

Assisted Hatching(AHA )
Yumurta hücresinin etrafında zona pellucida isminde bulunan zar embriyoların bütünlüğünü korumaya devam eder.3. günün sonunda blastokist döneminde kendiliğinden çatlamakta ve blastokist serbest kalarak endometrium dokusu ile direkt temasa geçer ve tutunma işlemi gerçekleşir.Bu çatlama olayına hatching denmektedir.Bazı durumlarda tutunma olayının gerçekleşmesine yol açan hatching olayının zorlaştığı ve gerçekleşmediği düşünülmekte ve bunu bizzat İVF ekibinin gerçekleştirme olayına ise asisste hatching denmektedir.

Genel olarak
· 37 yaşın üzerindeki hastalarda,
· implantasyon başarısızlığı gelişmiş olan çiftlerde
· Bazal FSH değeri yüksek olanlarda
· Zona Pellucida normalden kalınsa >17mikrom.
olan çiftlerde implantasyon şansını artırmak için AHA işleminin uygulanması önerilir.
3.günde yapılan embriyo değerlendirmesi sırasında AHA işlemi 3 yöntem kullanılarak yapılır.

Bunlar:
· Laser teknolojisi
· Asit Tyrode
· Mekanik

Donör Sperm:
Eğer erkekte hiç sperm yoksa hem aşılama hem de tüp bebek (IVF) için başka erkekten veya sperm bankasından (donör spermi) sperm alınarak işlemler yapılabilir. Türkiye'de halen sperm bankası yoktur ve donör spermi kullanılarak IUI veya IVF yapılması yasal değildir.

Donör Yumurta:
Bir başka kadından alınan yumurta hücresi erkeğin spermleri ile laboratuar ortamında döllenir ve kadının rahmine enjekte edilir. Bu yöntem, diğer yollarla yumurtlaması veya yumurtalığı olmayan, menapoza girmiş kadınlarda kullanılmaktadır. Halen ülkemizde yasal değildir , uygulanmamaktadır.

Gamet İntrafallopian Transfer (GIFT ):
Yumurtlama ilaçları ile elde edilen yumurta hücreleri spermlerle birlikte tüplere verilir. Basarı şansı % 27 kadardır. Çoğul gebelikler elde edilebilir.

Zygot İntrafallopian Transfer (ZIFT):
Fertilize edilmiş yumurta hücreleri rahim içine değil tüp içine verilir.

Frozen Embryo Transfer (FET):
IVF sırasında döllenmiş yumurtalar dondurulur ve depolanır,gelecekte kullanılmak üzere saklanır.Uygun zamanda embriyo ortamda çözülür ve rahim içine verilir. Başarı şansı her dondurulan embryo için % 15 kadardır.

Kiralık Anne:
Yukarıda bahsedilen yöntemlerde başarısızlık olduğunda kiralık anne akla gelebilir.nKiralık anne olarak tespit edilen kadın ile yumurtası alınacak kadın aynı adet düzenine getirilerek uygun günde yumurta toplanıp eşinin spermleri ile döllendikten sonra kiralık anne rahmine ekilir.

Kısırlık : Tedavi Seçenekleri ve Yöntemleri : Tüp Bebek Yapmak ( IVF )

Tüp Bebek (IVF)

İn vitro demek cam içerisinde demektir. Bu yöntemle döllenme vücut dışında sağlanmaktadır. Tedavinin ilk basamağına geçmeden, hem erkekte hem de kadında hepatit B ve C, HIV testleri, bazı diğer bulaşıcı hastalıklar araştırılmalı, kan sayımları ve kan grupları bakılmalıdır. Daha sonraki aşama, çok fazla teknik ayrıntıları olabilen (FSH veya LH hormonu, gonadotropinler ) hormonlarla yumurtalıkları uyarmaktır.

Kimlere Tüpbebek (IVF) Yapılmaktadır?
· Yumurtalık yolları ameliyatla ya da çeşitli nedenlerle tıkalı olduğunda (geçirilmiş operasyonlar , dış gebelik, endometriozis, abse , enfeksiyonlar, tüberküloz )

· Birinci tedavi basamağında ovulasyon takipleri yapılmış, kısırlık nedenleri araştırılmış veya tedavisi olmuş ama gebe kalamamış, aşılama denenmiş, hafif endometriosis , PCOS sahip kadınlar.

· Erkekte sperm sayı ve şekil bozukluğu varsa (Sperm sayısı 5 milyon/mL’dan çok ise IVF, 5 milyon/mL’dan az ise ICSI önerilmektedir)

· Kadının 40 yaş üstünde ise

· Kadında Endometriosis (ileri evrede) varsa

Yumurtalıkların uyarılmasının nedeni daha çok yumurta hücresi dolayısı ile embriyo elde ederek gebelik şansını artırmaktır. Bu ilaçların kullanılması sırasında
· Yorgunluk
· Eklem ağrısı
· Ateş basması,terleme
· Baş ağrısı
· Görme şikayetleri
· Enjeksiyon yerinde morluklar olabilir

Tedavi sırasında ovarian hipersitimulasyon sendromu gelişebilir. Bu tablo ciddi durumlara yol açabilen, kendisini yumurtalıklarda aşırı büyüme, karında ve göğüste sıvı toplanması, elektrolit bozukluğu, kan hacmi ve idrar azlığı gibi bulgularla gösteren, ilaçlara bağlı bir hastalıktır. Bu tablonun oluşmaması için yumurtalıklar kontrollü uyarılmalı ve hastalar kanda düzenli östrogen hormon seviyelerine bakarak takip edilmelidir.
Uyarılma sırasında yumurta hücresinin büyümesini takip etmek amacıyla ultrasonografi muayeneleri ve bunların sonuçlarını kesinleştirmek amacıyla kan testleri takipleri yapılır.

IVF aşamaları


Şekil: IVF yapılma aşamaları



18-20 mm boyutlarına gelmiş fazla sayıda folikül oluştuğunda kandaki östrogen seviyesine bakarak HCG-Human koryonik gonodotropin-enjeksiyonu yapılır.Bundan ortlama 26-38 saat sonra lokal yada genel anestezi altında olgunlaşmış yumurtalar vagen duvarından yumurtalıklara sokulan ince bir iğne vasıtasıyla emilerek toplanır.

Yumurta Toplama İşlemi
Yumurta toplama işlemi lokal anestezi altında yapılmakla birlikte bir çok hasta bu işlem sırasında uyumak istemektedir. Hastanın isteği üzerine bu işlem genel anestezi altında da yapılabilir. Hasta jinekolojik masada yatırılır ve genel anestezi ya da lokal anesteziyi takiben steril şartlar sağlandıktan sonra vaginal ultrason probuna özel bir aspirasyon iğnesi takılır. Bu yolla ultrason ile her follikülün (yumurta kisti) içine ultrason yardımı ve gözetimi altında girilerek içindeki sıvıyla birlikte yumurta hücresi vakumla emilerek alınır. Steril bir tüp içinde toplanan sıvı, hemen toplama işleminin yanındaki embriyoloğa ulaştırılır. Eğer bir follikül sıvısında embriyolog tarafından yumurta hücresi bulunamazsa, folikül içine sıvı verilerek yumurta hücresi toplanmaya çalışılır. 14 mm üzerindeki tüm foliküller boşaltıldıktan sonra yumurta toplama işlemine son verilir. Ardından yumurtalar laboratuarda bir besiyeri içerisinde embriyologlar tarafından spermlerle bir araya getirilir. Kural olarak, bir araya getirilmiş olan sperm ve yumurta besiyeri içinde, inkübatör denilen bir cihaza konularak 24 saat boyunca 37C derecede bekletilir.

Yumurta toplama


Şekil: Yumurta hücrelerinin vagina yolu ile toplanması



Embriyo Transferi (ET)
Embriyolog tarafından takip edilen embriyolar, 2. ila 5. günler arasında ince bir kateter yardımı ile rahime nakledilir. Ekilme öncesi (Pre-inplantasyon) genetik tanı yapılmayacaksa transfer 3.günde yapılır. Ekilme öncesi genetik tanı yapılanlarda transfer 4. günde, blastokist transferi yapılması düşünülüyorsa 5. günde yapılmaktadır. Transfer sırasında bölünmesini yapmış en kaliteli embriyolar seçilir. IVF-ET’in başarı şansının rahim içine transfer edilen embriyoların sayısına ve kalitesine bağlı olduğunu ve çok sayıda embriyo transferinin çoğul gebelikleri ve buna bağlı riskleri (düşük, erken doğum, prematür bebek) artırdığını ve bu riskin transfer edilen embriyo sayısı ile ilgili olduğu hastaya söylenir. Bu nedenle transfer edilecek embriyo sayısının 1 ila 4 olacağı (ve artık tüm dünyada bazı ülkelerde, tek bir gebelik elde etmek için uğraşıldığı) hastaya anlatılmalıdır.

Transfer işlemine başlamadan önce hastaya danışmanlık verilmeli, işlemin ağrısız ve basit bir işlem olduğu bu işlem sırasında anesteziye ihtiyaç duyulmayacağı bildirilmelidir. Hasta jinekolojik masaya yatırılır ve vaginal spekulum ile rahim ağzı görünür hale getirilir.Steril solüsyonlarla temizlik yapıldıktan sonra embriyo kateteri rahim ağzında ultrason eşliğinde 2 cm ilerletildikten sonra iç kateterin ucundaki embriyolar az miktardaki sıvı ile birlikte rahim içinde uygun görülen yere bırakılır.

Embriyo


Şekil: Embriyo görüntüleri



Transfer işlemin yapmadan önce hastanın ilk muayene sırasında embriyo transfer kateterinin hangi yönde sokulacağı konusunda almış olduğumuz notlara bakılır ve transfer sırasında en küçük bir travmadan ve kanamadan bile kaçınılır. Embriyo transferi, genellikle ultrason kontrolü altında yapılmaktadır. Böylece embriyoların nereye konduğu gözlenmekte ve kateterin daha kolay yerleşmesi ve daha az zedelenmeye neden olunmaktadır .
Transfer işlemi, bittikten sonra embriyologlar mutlaka kateterleri kontrol eder ve embriyoların verildiğinden emin olurlar.Transfer işlemi bittikten sonra hasta 1 saat kadar dinlendikten sonra evine gönderilir ve aşırı aktiviteler, cinsel ilişkiden uzak kalması önerilir.

Embriyo transferi sonrası takip
Embriyo transferi sonrasında implantasyon (ekilme) şansını artırmak amacıyla progesteron hormonu verilir. 8.ve 10 günlerde östrojen hormonlarına, 12. günde kanda gebelik hormonuna (B-HCG) bakılacağı ve gebelik tespit edildiğinde 10.gebelik haftasına kadar progesteron hormonunu kullanılması gerektiği hastaya anlatılır. Bu dönemde de hasta aşırı aktiviteden kaçınmalıdır. İşlemin başında, IVF gebeliklerinde anomali oranının artmayacağı, ancak normal yolla oluşan gebeliklerde olduğu gibi bu IVF gebeliklerinde de düşükler ve sakat bebeklerin oluşabileceği konusunda hastaya bilgi verilir. Özellikle şiddetli erkek kısırlığı durumlarında oluşan gebeliklerde seks kromozomlarına ait bozuklukların 3 kat arttığı ve IVF öncesi preimplantasyon genetik tanının ne olduğu konusunda çift aydınlatılır.Gebelik sonrası takiplerde diğer normal gebelik takiplerinden farklı değildir. Perinatolojik olarak takip protokolü aynen uygulanmalıdır.

Konunun devamı için tıklayınız

Kısırlık : Tedavi Seçenekleri ve Yöntemleri : Aşılama ( IUI)

Aşılama (IUI)

Yıkanmış spermlerin, cinsel ilişki olmaksızın, bir enjektör aracılığı ile direk rahim içine verilmesidir. Sperm normal meni içinde bulunan diğer hücre ve maddelerden uzaklaştırılır ve sıvı bir çözelti haline getirilir. Daha sonra bu sıvı, normal adet döneminde gelişen veya ilaçlarla uyarılarak elde edilmiş yumurtaların tespit edildiği zaman rahime verilir. Böylece doğal bir döllenme olmasına yardım edilmiş olur. Kısırlığın erkeğe ait nedenlere bağlı olduğu durumlarda (ereksiyon zorluğu,sperm sayısı azlığı, postkoital test ve mukus penetrasyon testleri ile gösterilmiş servikal -rahim ağzı- mukus bozuklukları) ve sebebi bilinmiyen kısırılıkta tedavide kullanılmaktadır. Bu işlem için bir zamanlar hazırlanmamış, taze meni kullanılmış olmasına rağmen (halen yeterli donanımın olmadığı yerlerde kullanılmaktadır) yıkanmış sperm kullanımı daha az allerjik reaksiyon yapma ve daha yüksek gebelik oranları nedeniyle tercih edilmektedir. IUI, meni sıvısındaki prostaglandin denilen maddelerin rahim kasılmalarına neden olması ve meniden mikrobik hastalıkların bulaşma olasılığı göz önünde tutularak mümkün olduğunca saf ve hareketli spermler kullanılarak yapılmalıdır. IUI 'daki başarı sperm sayı, yapı ve hızlarıyla yakından ilişkilidir. Yapısal olarak değerlendirme spermler boyandıktan sonra yapılmalıdır ve IUI kararı verilirken spermiogram tahlilinin özellikle bu yöntemle yapılıp yapılmadığına dikkat edilmelidir.

IUI için kullanılacak spermin hazırlanmasında, yıkama veya swim-up teknikleri kullanılarak, başarı oranının artırılması ve olası komplikasyonların azaltılmasına çalışılır. Orta derece ve siddetli erkek infertilitesi varlığında pahalı ve can yakan yardımcı üreme tekniklerinden önce ovulasyon takibi ve uygun zamanda aşılama kıymetli bir başlangıç tedavisi olarak denenmelidir. Değişik sperm sayı ve kalite ölçütleri kullanılsa da genellikle 1.000.000 dan fazla hareketli spermi olanlarda bu tedavi denenebilir. Yumurtlamanın haplarla (klomifen sitrat) sağlandığı sikluslarında % 7, iğnelerle (gonadoropin) sağlandığı sikluslarında % 11 gebelik oranları bildirilmektedir. İlk 3 ay tekrarlayan uygulamalar sonunda gebelik oranının %40'ları bulduğunu bildiren yayınlar mevcuttur.
Şematik inseminasyon


Şekil: Aşılama işleminin yapılış tekniği



IUI için erkeğe ait gerekçeler:
· Sperm sayı azlığı
· Sperm şekil ve yapı bozuklugu
· Anti-sperm antikorları varlığı (erkekte kendi spermini öldüren maddelerin olması)
· Erken boşalma, retrograd (meninin geriye doğru ,mesaneye kaçması) ejekülasyon
· Aşırı şişmanlık
· Erkekte bazı organik (penis yapı ve ereksiyon bozuklukları)
· Sebebi bilinmiyen kısırlık

IUI için kadına ait gerekçeler:
· Vaginanın çeşitli nedenlerle aşırı dar olması veya cinsel ilişkiye uygun olmaması
· Fonksiyonel ve psikolojik nedenler ( vaginismus , disparoni- ağrılı ilişki- )
· Antisperm antikorları (kadında eşinin spermlerini öldüren maddelerin bulunması)
· Sebebi bilinmiyen kısırlık

IUI'nin yapılmaması gereken durumlar:
· Erkekte hiç sperm bulunmaması durumunda ya da sayının 300.000 /mm3 den az olması veya normal yapıdaki spermlerin oranının%4’ün altında olmaması
· Bilinen kanıtlanmış kalıtımsal hastalıklar
· Spermatozoidlerde yapısal bozukluklar olması
· Meni yollarına ait iltihabi hastalıkların varlığı
· Artan genetik hastalık riski nedeniyle 50 yaşın üzerindeki erkeklerde uygulanmaması önerilmektedir.

IUI için spermin hazırlanması ve enjeksiyon tekniği;
Erkekten cinsel ilişki sırasında çıkan tüm sıvıya semen ismi verilmekte olup içinde sperm yollarından katılmış salgılar, spermler, beyaz kan hücreleri, dışarıdan bulaşmış bakteriler ve hücresel artıklardan oluşmaktadır. Biyolojik ortamda bu sıvı içindeki spermler rahim ağzından bir süzme işlemi ile ayrılır ve kadının rahim içerisine girip tüplerine ulaşır. İşte sperm hazırlama tekniği doğal olarak yapılan bu işlemi vücut dışında taklit etmekten ibarettir. Sperm vücut sıvılarından ve bulaşmış bakterilerden ayrılır, hızlı ve kaliteli spermler bazı fiziksel yöntemlerle seçilirek bir enjektör içerisine çekilir. Bu spermler aşırı sıcak ve soğuğa maruz kalmadan mümkün olduğu kadar kısa bir süre içinde yumurtlama takibi ile yumurtladığı tespit edilen veya yumurtlaması beklenen kadının rahmi içerisine bir katater aracılığı ile rahim ağzından verilir. Bu işlem sırasında kadın jinekolojik masada normal muayene pozisyonunda yatar, lokal veya genel anesteziye genellikle gerek yoktur. Rahim ağzının yapısı ve rahmin derinliği kateter seçiminde önemlidir. Inseminasyon yada İVF karar verme aşamasında hastaya gerçek uygulamayı yapmadan evvel muayene esnasında kateter uygulaması yapılarak kateterin geçişi ve rahmin pozisyonu açısından hastanın dosyasına bir not almakta fayda vardır Aşılama işlemi sırasında kadının idrar torbasın doldurularak rahmi arkaya itmesi sağlanmalı ve kateterin rahmin içini kanatması, tahriş etmesi işlemi dikkatli ve zorlamadan yaparak önlenmelidir. IUI yapıldıktan sonra kadının 10-20 dakika yatması önerilse de , spermler zaten rahim içerisine verildiğinden IUI’dan sonra sırtüstü yatmanın gebelik şansını artırmadığı bildirilmektedir.
Sperm hazırlanması 2 saat kadar , IUI (aşılama ) yapılması ise birkaç dakika süren ağrısız bir işlem olup işlemden sonra hastanın 20-30 dakika kadar istirahat yapması sağlanmalıdır.


Üremeye Yardımcı Tekniklerin Uygulanması İçin Koşullar:
Ülkemizde,bir çok ülkede olduğu gibi yardımcı üreme merkezi açabilmek için Sağlık Bakanlığından ruhsat almak zorundadır. Tedavi edilecek hastalarda da
· Kadının yaşının 40 ın altında (çok özel şartlarda 45 ) olması
· AIDS testinin ve Hepatit testlerinin negatif olması
· Kısırlık probleminin diğer metodlarla çözümlenememiş olması şartı aranır.
Bu şartlar ruhsat almanın dışında tıbbi ve etik açıdan doğru bir yöntemdir. Eğer hasta diğer metodlarla tedavi olanağı bulamıyacağı kesin ya da yapılan uygulamalara veya tedavilere rağmen gebelik meydana gelmediyse ve gebeliği önleyecek herhangi bir hastalık söz konusu değilse uygulanmalıdır. İşlemin yapıldığı sırada çiftte bebeğe geçecek bulaşıcı veya kalıtsal bir hastalık olmaması gerekmektedir. Kalıtsal hastalıklardaki üremeye yardımcı yöntem uygulamalardan ileride bahsedeceğiz

Kısırlık : Tedavi Seçenekleri ve Yöntemleri

Tedavi Seçenekleri
Acaba?...Temel prensip bulunan nedenin, hastalığın ortadan kaldırılmasıdır. Tanısal girişimlerin bir kısmının ( tüp filmi) tedavi edici olduğu da kabul edilmektedir. Öncelikli tetkikler yapıldıktan sonra (HSG,Hormon Profili ,Spermiogram ) bir neden bulunamayan çiftlerde laparoskopi öncesi (yaşı uygunsa) bir süre daha takip ve düzenli cinsel ilişki, ampirik tedaviler denenebilir. İnfertilite tetkikleri sırasında ortalama %40 hasta gebe kalmaktadır. Kadınların %7'si görüşme ve spermiogram yapılmasını, %4'ü vajinal muayene ve rahim ağzından kalın, mat bir mukusun çıkarılmasını ve %17'si tüp filmini takiben gebe kalmaktadırlar. Bir çalışmada kısırlık tedavisi gören 597 kadından %41 'i gebe kalırken, hiç tedavi görmeyen 548 kadından %35'inin gebe kaldığı tespit edilmiştir.

Tedavi seçenekleri nedene yönelik olarak çok değişik olabilir. Örneğin uygun olmayan cinsel ilişki şekillerinin ve zamanlamasının düzeltilmesi (yıllarca hiç cinsel ilişkide bulunmadan, bakire ve çocuk isteği ile doktora başvuran kadınlar hiç de nadir değildir), yumurtlama bozukluğu olup aşırı şişman ve zayıf bir kadının sadece normal kiloya gelerek düzenli yumurtlamaya başlayıp gebe kalması kısırlık tedavisi olarak kabul edilebilir. Ama burada daha çok profesyonel yardım, bir kadın-doğum uzmanının yapacağı tedaviler anlatılacaktır.

Cinsel İlişki Rejimi
Cinsel ilişki insanda türün devamı için yapılan basit bir içgüdüsel eylem değildir. Çok özel, sosyal sosyal ve ruhsal boyutları olan ve aslında biyolojik olarak da oldukça karmaşık bir takım fizyolojik düzenlemeleri gerektirir. Gebelik için en uygun cinsel ilişki sıklığı, tekniği gibi pek çok öneriler olsa da en doğrusu çiftin cinsel ilişki düzenlerini psikolojik olarak sıkıntıya girmeden, özellikle gebelik olasılığının yüksek olduğu günlerde olmak üzere liberal olarak sürdürmeleridir.

Gebe kalmak için cinsel birleşme zamanlaması , sıklığı ve tekniği
Yeterli sayıda spermi rahim ağzına veya vajina içine bırakabilmek için 3 gün cinsel ilişkide bulunmadan bekledikten sonra yumurtlamaya yakın günlerde gün aşırı veya her gün cinsel ilişki gebelik için uygun bir rejim olabilir. Bir gün içinde birden çok ilişkide bulunmak sanıldığı gibi gebelik şansını daha da çok artırmamaktadır. Çiftlerin (özellikle erkeklerin) programlanmış (3 gün ilişki yok, sonraki gün veya günaşırı ilişki gibi) cinsel ilişki rejimlerine uyması sıkıcı ve aşırı strese neden olabilen bir olaydır. Bu yüzden herhangi bir yöntemle yumurtlama tespit edildiğinde kadının erkeğe bu durumu açıklamadan, doğal ve duygusal bir ortam yaratarak yapılan cinsel birleşme daha başarılı olabilir. Mekanik ve zorlayıcı program ve ilişki perhizlerinin dışına çıkarak sosyal ve psikolojik sıkıntıları azaltmak oldukça önemli faydalar sağlayabilir. Unutmayınız ki üreme organları denilen orkestra beyin sapı denilen şef tarafından yönetilmektedir.

Cinsel İlişki Pozisyonu
Serviksin spermler için hem bir geçiş yolu, hem bir depo olması nedeniyle daha fazla spermin vagina içerisinde servikse yakın bulunmasına yardımcı olmak için bir çok yöntem tarif edilmiştir. Cinsel ilişkiden sonra yataktan hemen kalkmama en bilinendir. Boşalmadan hemen sonra meni mat, yapışkan, sümüksü bir kitle iken 15-30 dakika içinde akışkan, berrak bir sıvı halini alır. Likefaksiyon (sulanma) denilen bu olaydan sonra daha çok sperm meni içerisinden ayrılıp vajinadan rahim ağzındaki mukusa, oradan da tüplere doğru hareket etmektedir. Böylece ilişkiyi takiben hemen ayağa kalkmak, vaginayı yıkamak rahim içine geçen spermlerin sayısını etkileyebilir. Cinsel ilişki sonrası yarım saat kadar kalça yükseltilerek yatmak akıllıca bir davranıştır. Ancak bunun gerekli olmadığını bildiren pek çok bilimsel araştırma sonuçları da vardır. Herşeye rağmen çocuk isteyen bir kadının, cinsel ilişkiden sonra kalçasının altına bir yastık koyarak yarım saat kadar sırt üstü yatmasının hiç bir zararı yoktur.

Kayganlaştırıcılar ve ağız salgıları
Bazı çiftler cinsel ilişkiyi kolaylaştırmak için vaginayı kayganlaştıran jel ve kremler kullanırlar. Ama bu maddeler spermler için zararlı olabilir. Çiftler gebelik istedikleri dönemlerde bunları kullanmamalıdırlar. Özellikle kadında vaginal kuruluk varsa cinsel ilişkinin olabilmesi için kayganlaştırıcı kullanmak bir zorunluluk olabilir. Bu durumda vaginal pH 'yı bozmayan su içerikli jeller kullanılmalıdır. Oral seks ile bulaşan ağız salgıları spermi öldürebileceğinden çocuk isteği ile yapılan bir cinsel birleşmede oral seks önerilmez.


Konunun devamı için tıklayınız

Kısırlık : Araştırma Yöntemleri : Laporoskopi

Laporoskopi

Endoskopi vücut boşluklarının küçük ışık kaynakları ile aydınlatılarak gözle doğrudan incelenmesi işlemidir. Bu işlemle hastalıkların gözle veya parça alınarak tanısı konulup aynı zamanda tedavileri yapılabilir. Tıbbın tüm dallarında endoskopik uygulamalar vardır. Ancak jinekoloji bu işlemin ilk ve belki en çok uygulandığı uzmanlık dalı olmuştur. Laporoskopi göbekten açılan bir delik ile karın içerisine sokulan bir objektif ile içerisini görmeye yarayan bir alettir. İnsanda ilk kez bir optik alet kullanarak karın boşluğunun gözlenmesi 1910 yılında İsveçli Jacobeus tarafından gerçekleştirilmiştir. Zamanla optik sistem ve operasyon aletlerinin gelişmesi ile bu gün laporoskopi kanser cerrahisinde bile kullanılır hale gelmiştir. Kısırlıkta laporoskopi yumurta hücrelerinin elde edilmesi amacıyla Steptoe ve Edwards tarafından 1970 yılında kullanılmıştır. Bu araştırmacılar, 1976 yılında gonodatropinlerle (yumurtalığı uyaran hormonlarla) uyarılmış bir yumurtalıktan elde ettikleri yumurta hücresi ile ilk tüp bebeği yapmışlardır. Jinekolojik endoskopi uygulama nedenleri kısaca aşağıdaki gibi özetlenebilir.
Laporoskopi


Şekil: Laporoskopi ile müdahalenin yapılması



Tanısal Laporoskopi:
· Kısırlık nedenlerinin araştırılması
· İyileşmeyen bel ve kasık ağrıları
· Doğuştan var olan anormalliklerin tanısı

Tedavi amaçlı Laporoskopi:
· Tüplerin bağlanması veya açılması
· Endometriozis tedavisi
· Yumurtalık kistlerinin çıkarılması(uygun koşullarda)
· Ağrı tedavisinde LUNA ve presakral nörektomi (rahime giden sinirlerin kesilmesi)
· Miyomektomi (uygun koşullarda ise rahim dışına büyümüş myomların çıkarılması)
· Kanser tedavisinde
· İdrar kaçırma ameliyatlarında
· Kısırlık tedavilerinde (GİFT,ZİFT vb dışarda döllenmiş yumurtanın tüplere yerleştirilmesinde)
· Rahim çıkarılmasında (histerektomi)
· Dış gebelik tedavisinde
· Bazı doğumsal şekil bozukluklarının tedavisinde kullanılabilir.

Laporoskopi ameliyat tekniği:
Ameliyathane koşullarında, jinekolojik muayene pozisyonunda genel veya lokal anestezi altında karın duvarından içeriye yerleştirilen özel bir iğneyle (Verres) CO2 (karbondioksit) gazı verilerek karın şişirilir. Böylece bağırsaklar operasyon sahasından uzaklaştırılarak karın içerisine optik ve cerrahi endoskopik aletlerin yerleştirilmesi sırasında yaralanmaları önlenir. Daha sonra görüş sağlayan (genellikle 10 mm fakat 1,9 mm incelikte olanları da vardır) optik ışık ve mercek sistemi göbek içerisinden açılan 1 santimetrelik bir kesiden karın içerisine yerleştirilir. Bunu takiben cerrahi aletlerin içerisinden geçtiği genellikle karın alt orta ve yanlarından gerektiği kadar 0,5 santimetrelik delikler açılarak operasyon yapılır.Bu sırada cerrah karın içerisinden elde edilen görüntüyü renkli bir televizyon ekranı olan monitörden izler.Karın içerisinde cerrahi işlemi yapmak için pensler,makaslar,elektrikle yakma ve yıkama cihazları,laser,otomotik veya elle dikiş atma aletleri kullanılabilir.İşlem bittikten sonra bazan kesilen dokular karın alt kısmında yapılan küçük bir cerrahi kesiden çıkarıldıktan sonra karın içi yıkanıp, kanama olmadığından emin olunduktan sonra aletler çıkarılır. Karındaki karbondioksit gazı en son çıkan alet aracılığı ile boşaltıldıktan sonra karındaki kesiler dikilerek kapatılıp hasta uyandırılır.
Hasta genellikle aynı gün veya ertesi sabaha kadar takip edildikten sonra evine gönderilebilir